27/11/12

Suçlu Tarih...

Temize çekip kendimi, öyle geldim.
Kapın kilit üstüne kilit. 
Denk düşmedi aşk bize aynı zamanda.
Suçlu ne sensin, ne de ben.....  hiçbirimiziz !
Suçlu katlimize vacip;
Şu herkese bizimle gelen, insafsız tarihimiz...


14/11/12

Şimdi Kaç Kadraj'a Sığar Hikayemiz...

Kadraj 1) Sonra hayıflansan herzamanki gibi, makineni almadığına. Zaman mesela gün-batımı olsa, ufuk kıpkızıl tam istediğin gibi! Üzerinden düğün yapan kuş sürüleri geçse, balık kokan martılara inat. Bu şöleni kaçırdığına kahredip ellerinle kadrajlasan  düğün dansını. 
Kadraj 2) Aklına başka bir fotoğraf düşse. Sarılmışken belimin kıvrımına sen; nefesinle sarhoş ellerinde olsam ben... Bir kere öpsen, sonra bir kez daha uzun uzun. Sonra hepsi birbirinden sıcak olsa diğer tüm öpüşlerinin. Hakkını versen; kıskanmasa bir önceki öpüş, bir sonrakini. 
Kadraj 3) Sonra vazgeçsen gün-batımındaki düğünden ve kafandaki fotoğraftan. "En doğrusunu" yapsan,  arayıp "özledim" desen. İlk otobüse atlayıp gelsen. Ben kanatsız... 
Kadraj 4) Aklıma düşse kavuşmalarımızın arefeleri. Kavuşmaya  kaç gün kaldığını hesaplasan, hesaplatsan. Gülüşsek aramızda... O günü sabırsızlıkla beklesek yine, iki günlük bayram misali.
Kadraj 5) Sonra fikrim şiirlense: Oysa ben hiç sevmedim sevişmeyi bu kadar, Bir çift göze uzun uzun dalmayı sana kadar...
Kadraj 6) Ellerin geliyor aklıma, saçlarımda dolaşan. Öpsem onları, alıp koklayarak yüzüme sürsem. Bir an dört yanımız duvar olsa, saklasa bizi. Sonra kadrajına ve aklımıza takılıyken Gülhane'de kaçamak öpüşen çiftler; şanslı saysak kendimizi. 
Kadraj 7) Umarsız, sakınmasız, saklanmasız sarılsak, sımsıkı delice. Tutkunun, aşkın olduğu; saatlerce günlerce yanyana olmanın yetmediği hallere bürünse ruhumuz. Gözlerimin ta içine bakarak, ne kadar mutlu olduğunu söylesen, “aşkı sorsalar seni gösteririm” desen yine abartarak... Bana yine yalanlar söylesen, seviyorum desen; kollarını kocaman açarak “işte bu kadar” desen... inansam yine... 
Kadraj 8) Kulağımda destursuz bir ayrılık türküsü hiç sebepsiz. Hayra yoramasam bir türlü. 
Kadraj 9) En sonra bir adam;.. senden bile yakışıklı üstelik! Gözlerimde seni görse, "unutamamışsın" dese. "Gözlerin O'ndan bahsettiğinde başka parlıyor" dese.  Ben yalanı denesem, ama olamasa. Bir süre daha esirin kalsam..... 
Kadraj 10) Ve aklım tutulsa. İmzayı da attık ama ya yıkılırsa Beyoğlu Sineması ?! Korkuyorum çok...
Kadraj 11) Sonra uyansam en olmadık şekilde. Gerçek gibi yaşadım desem. Aşkıma hain, düşmanım olsan... Bu kez ben senin fotoğrafını çeksem. En iki yüzlü halinle,  fiyakalı bir poz versen !
Kadraj 12) Unutmanın yollarını anlatsalar... Öğütleri birbir uygulasam,  daha önce hiç acı çekmemiş acemi aşık misali !.... anlayış göstersem. sevsem kendimi. Özellikle de bu tatlı halimi...
Kadraj 13 ) Ellerim asi, ellerim sözdinlemez, çok aşık sana; bir türlü gitmez, yerinden etmek için fotoğrafını cüzdanımdan.
Kadraj 14) İkna etsem kendimi yarının yepyeni bir gün olduğuna. Yenilenmenin, yeniden başlamanın güzel yanlarını tekrar etsem içimden... heveslensem. O senden daha yakışıklı genç adamı arasam...
Kadraj 15) Saçlarımı tarayıp, tırnaklarımı boyasam, şöyle en kırmızısından hem de ! En minisinden bir etek giysem. Bir de o çok sevdiğim blazer ceketi.... Sonra bir cesaret gezdiğimiz yollarda yürüsem.  Bu kez aynı yerde karşıma çıkmasan…
Kadraj 16) Sıraya girsem, hizaya gelsem.... Yola gelsem !
Kadraj 17)  Aşk sofrasında, en tuzak yer bana kalsa ! beraber yesek içsek; ama hesabı bana kessek!
Kadraj 18) Kime? demeden aşık olabilen "sevme yetime" ve bendeki  kadına selam versek !
Kadraj 19) Öyleyse hey şipşakçı ! Çek bu en güzel halimi !..








07/11/12

Sağalır mı Yitik Parçayla, Eksik Beden ?


Zamansız ölümlerin acısı var sanki üzerimde.
Oysa kestirip koparırsam biter sanmıştım.
Eksik kalmış bedende, yitik parçayla, sağalır mı yaram, hiç bilmem!...

Ne çok zamanlar geçti eksik ve yitik...
Ne çok yaralar kazandık, yürek savaşlarından onurumuzla, başımız dimdik!
Kör, topal, hatta kan revan içinde, acıyorken heryerimiz; ne çok dayandık; halimiz meclisce bilindik!

Ve ne fena hiç yaralan-ma-mışın, yaralanmışla alay etmesi.
Gözlerinin içine baka baka kahkahalarla gülmesi !
Acıyı tanımayan yüreğin payına hep aşk düşmesi, ne fena !
Ne fena güzel kalbime hep acı inmesi !

Ey kalbim ! en iyi arkadaşım !  iyi ki incitmek nedir hiç bilmezsin sen.
Özü, tavrı doğru kalbim ! Güzel dostum !
Söyle sağalır mı yitik sevda ile eksik bu beden?
Varsın olsun kalbimize bassın basan ! Utansın bize bunu yapan !







04/11/12

Beddua

Aşk sahteciliğin diğer adı, gerçeğin düşmanıdır
Aşk yakınmış gibi yapıp, elinin uzanamadığı yerde olandır.

Karanlıktır hiç aydınlanmayan.
İki yüzlüdür, arkandan vuran.

Yalanın en büyüğü; düşene kalleş bir çelmedir Aşk.

Geceleri uykusuz; gündüzleri ise dalıp dalıp gitmektir.
Aşk, yüreğini göğüs kafesinden parçalayarak çıkaran celladın silahı,
Onun peşinden koşanları, tuzakları ile av yapandır.

Aşk, zalimdir; Şeytanınsa yoldaşıdır.
Bile bile ateşe yürümek,
Hiç düşünmeden, kendini ona kurban etmektir.
Ellerinde oyuncak olmak, sonra yüreğinin üzerine basıp gitmesi halidir.

Aşk varmış gibi yapıp, aslında hiç yok olandır
Seraptır Hayalci Bir Kalp'te
Susamış dudaklarda, çöl sıcağı ile kavrulmaktır.

Karda boranda, evsiz barksız kalmaktır Aşk.

Çocuksu bir heveste, masumiyetin kandırılmasıdır.
Aşk yüzüne güler gibi yapıp, en zayıf anında ağır bir tokat atandır.
Sarsılmak, dengeyi bir türlü bulamamaktır.

Aşk, canın yansa da, mengenelerle sıkışmışken, acıyı sevmektir.
Öyle bir ana gelmektir ki Aşk, duygusuz, sevgisiz, inançsız kalmaktır.

Aşk; aşkın zehiri, yavaş yavaş ölüm halidir.
Yalnız olmaktır..
Yalnızlığı seçmektir

Küskünlükle kendine ceza vermek,
En siyah gecelere mahkum olmaktır.
Aşk en deli halin, en bilinçsiz, kör yönündür.
Koynuna aldığın soğuk bir yılandır.

Aşk, yönü-yolu şaşırmak, hedeften sapmaktır

İncitir, kırar, döker; canını okur,
Gözünün yaşına bakmaz Aşk, çeker gider...  hiç olur !

Şimdi Tek Bedduam Sana,
Hep Aşık Yaşa Bana...