29/12/15

Çocuktum Neşem Vardı; Her Şey Bambaşkaydı

Az önce eski zamanlara, çocukluğuma ait bir yılbaşı kartı gördüm internette.
Beni alıp ta o yıllarıma götürdü. O zamanlar da tıpkı şimdiki gibi yıl başları yılın en sevdiğim ve kutlanacak olayıydı benim için. Kutlanacak neyimiz vardı ki başka... hala da öyle...

Yeni yıl yakşaltıkça bir mutluluk hali ile dolaşırdım etrafta. Hatta birkaç gün kala ve hele hele yılın o son günü tavan yapardı mutluluğum. Şimdiki o şaşalı süslemeler kadar olamasa da, o zamanlar da süsleme yapılırdı . Zamanın elverdiği ile süslenirdi vitrinler, sokaklar, ağaçlar.

Çocuktum neşem vardı. Çocuktum her şey çok başkaydı. Umutlar vardı, hayaller vardı.

Yeni yılın gelişi ile, her şey sanki hem yeniden başlar, hem de başka yeni ve güzel şeyleri de beraber getirir diye düşünür, öyle sanırdım. İçim kıpır kıpır olur, yüzüm hep gülerdi. Annemden babamdan koparabildiğim harçlığımın son kuruşuna kadar herkese birer tebrik kartı alırdım. Özenle seçtiğim kartların başına oturur, önce onları kurşun kalemle satır satır çizerdim. Sonra tükenmez kalemle, inci gibi yazımla yazardım. Uzaklardaki dayı, amca, kuzen kim varsa onlara da postalardım. Sonra bana da gelir mi acaba diye büyük bir ümitle postacının yolunu gözlerdim.

O kartları seçmek ise ayrı bir mutluluktu. O çocuk aklım ve hevesimle özel bir zaman ayırır, kırtasiyecinin ayaklı duran o askılık misali ama üzerinde kartların bir arada durmasını sağlayan çok da emniyetli olmayan o ayaklı-metal şeyip başında; en güzelini, en simlisini bulma heyecanı ile uzun zaman geçirirdim.  Simlerin her dokuşumda birazının dökülmesi ve hatta elime yüzüme, saçıma başıma bulaşması da cabasıydı. Ama güzeldi be her şey : ) Zira bu bile ayrı bir mutluluktu benim için....

Dedim ya; çocuktum neşem vardı ve her şey çok başkaydı.











20/09/15

Yayla Esmerliğin

Sayısız aşk niyetleniyor katlime. 
.................................................Bilmeden sana öldüğümü evvelce
...............Koynuma girmek, öldüresiye sevişmek istiyor günlerce
.................................................Bilmeden sana öldüğümü evvelce
Hesapsız niyetimle, vatanımdı yayla esmerliğin kalbimde
Tehcir; şimdi bedeli; yanında uzanmanın, nefesini dinlemenin gecelerce !..

Yalnızlığına kar beni, kalayım tuzumla dilinin ucunda, dudağının kenarında
Sessizliğine sar beni; sıcağımla seveyim seni;
Soluksuz öpüşlerine al beni; gözüm kalmasın sesinde.
Mevsimiydi oysa dalından düşmenin bilirim de;
Eylül bile razı değil böylesine; o da kırgın şimdi kendince

Yatağımda cenin; böğrümde ellerim. Yağmur, kulağıma yolcu
Bir sensizliktir, bir bensizliktir ki; yalnızlık ağrısı olur serime
......................................bari kuşlar gitmese. 
Mevsim hazan; her yanım hüzün, ben üzgün, sen üzgün...

Ve ruhun duymaz;
Sen bilmezsin ki sensiz yaşanır; ama sensiz yaşanmaz... 



04/04/15

Çay ve Mutluluk




Kanımca çay ve mutluluk arasında sıkı bir bağ var. 
Zira; biri olduğunda diğeri mutlaka peşisıra geliyor. 

Çayın tarihi bu coğrafyada çok eski değil ama öylesine benimsemiş öylesine girmiş ki hayatımıza; ben şahsen "çay koy geliyorum" cümlesi ile mutlu olabilenlerdenim.

Çaysız sofrayı, aşksız bir kalbe benzetiyorum.
Eksiktir, kimsesizdir; muhabbetsiz ve lezzetsizdir. 


Her dost sofrasına emekle taşınmış; taze demlenmiş kaçak çay keyfi;
sevmenin sevilmenin kıymetini bilen bütün yalnız kalplere de sıcacık, bol muhabbetli ve lezzetli bir aşk diliyorum...
Lakin çaysız da aşksız da geçmiyor hayat...

25/03/15

YERSİZ YURTSUZ KİMLİĞİM

Sorma nerelisin nesin diye !
Tutsi ile Ruandalı kimsesiz
Kızılderili ile Amerikalı; Maya, inka, Aztek ile esamesiz
Arşivlere girmeden ölen Çingene gibi hep sessiz
Masum bir Aborjinim ben; varlığı ingilize gereksiz 

K
olsuz, bacaksız doğan Hiroşimalı

12'sinde zoraki asker Bolivyalı
Katliamdan kurtarılıp, tecavüze uğratılanım ben
Kimseye inanmayışım, yaşamdan geçmişliğim 
Şüphe ile dost bilmezliğim hep bu sebepten

Sorma nerelisin nesin diye!
Osmanlı Türkiye'sinde Ermeni bir hıristiyan;
Hocalı'da Azeri bir müslüman;
Yakarak öldürülen 37 Can'ım ben !
Bilmezler ki o şiir bana yazıldı
bir gider bin gelirim
Doğmaya cesaretim,
Kamilliğe sebebim hep bu yüzden!..

Nasırlı elleri ile emekçi bir laz,
Zindanda ser verip sır vermeyenim ben.
Köylüyü, işçiyi derdi bilen ta derinindenğlup zannetseler de; direnen, yenilmeyen !!!
Bu sebepten Sorma, Sorma nerelisin nesin diye !
Ne de olsa ben de öleceğim, sen de !
Yeterdi oysa dünya malı
Doysaydı sendeki  işkembe

Kobane'de Halepçe'de, Roboski'de katledilen bir Kürt
Pazardaki Ezidi'nin kadını, sevdiğiyim ben!
Dört parçaya bölünüp, 
Yok bellenen bir yurdun, Yok sayılan diliyim, 
Acısını bekletip, Şengal'e ağlayan Cumartesi annesi
Umutla biri çıkar "edi bese" der diye bekleyenim ben !
Ezmekle eğemediğin başım
İçime yürüyen çığlığım hep bu sebepten

Sorma, Sorma yalvarırım !
Can verirken Afrikada;
Beyazım, siyahım
Açım, yaralıyım, yalnızım. Bir soranım bulunmaz !
Bitirmeye kimsesizliğimi, intihara teşebbüsüm hep bu yüzden

Birleşmiş Milletler'in katlimi izlediği Srebrenitsalı
Ölümlerine ferman okunan Dersimli, Maraşlı, Çorum'lu
Yalnızca sayıdan ibaret Zilanlı, Koçgirili
Tesadüfen hayatta kalmış Yahudiyim ben
Bil ki ne sen seçtin kimliğini, ne de ben !

Ne çıkar nereliyim neyim diye !
İlegal aşkların kadını
İlegal düşüncelerin anasıyım babasıyım
Parsellediğiniz dünyanın sahibi... sınır tanımaz vatansızım ben
Bilmediğime, hiç görmediğime kahrolmam hep bu sebepten

Sorma nerelisin nesin diye !
Karadeniz'de boğulan sürgündeki Çerkes
Bir Süryani ile, Asuri ile Mezopotamya'lı bir serkeş
Ne sizden, ne öbürlerinden; hep vicdan kentliyim ben
Çıksa da adım asiye, yolumdan dönme-mem bu sebepten !

Kadınım, erkeğim, eşcinselim
Kurşunla, bombayla; açlıkla katlettiğin çocuk
Sokakta tekme attığın kedi köpek
Yasal merminle vurduğun yorgun emekçi bir katırım ben
Kaçakçılık bil ki hep yoksulluk, sefillikten

Sorma artık nereliyim, neyim diye !
Dünya kimseye kalmıyor, uzat elini sen de !
Ayırma ! Kayırma ! Sana benzemesem de; seni sevsem-sevmesem de

Sorma ! sorma !
Yersizim işte
Yurtsuzum işte
Hem her şey, hem koca bir Hiç'im işte !
Yarattığınız savaşa, soktuğunuz yarışa bin lanet !
Barışa, Sevişmeye hasret;
Armut dibinden öte düşmez. Sevgi üret
Dünyayı aşkla doğan çocuğa emanet et

Bilmiyor musun ben buyum diye sen de O'sun !
Seni sen yapanım ben !  
Farkına var avaz avaz övündüğünle !...
Sadece de ki : İncitmedim kimseyi bugün de,
Ne mutlu insanım diyene !











19/03/15

Tarafsızlık Da Taraf Tutmaktır !...

Zulümü bilirken, kan birikintisinde nefes alamıyorum.
Çevremde ölü bedenli annelerinin başında ağlayan öksüzler.
Gözyaşlarını silmek, alıp yüreğime basmak istiyorum.
Unutturup her şeyi, hiç yaşanmamış yapmak bir de!
Mümkün olsa da feda etsem kendimi annelerinin yerine;
ağlamasınlar diye...

Her gizleyen katilden daha yaşam hırsızı,
Her seyreden katilden daha cüretkar cani
Her bilip de susan,
Her inkar eden
Olmamış gibi davranan, katilden de zalim !

Dört bir yandan çığlık çığlık ağıtlar yükselirken, 
Sesi kısıldı insanlığın
Şimdi yangın yerinde herkes artık kör, sağır, dilsiz
Acının ortasında sağ kalmak için herşey mübahsa,
Varsın beni de asi saysınlar !!!
Kanlı elleri ile yalanlarla tarihi yazsınlar !!!




22/01/15

Vakitsiz Ecel

Birgün ölü bulacaklar beni
Uzanmış öylece yatarken.
Yapmak istediğim onca şeye rağmen,
Birgün ölü bulacaklar beni.

Dört bir yana son haberim gidecek
Seni sevdiğimi kim nerden nasıl bilecek.
Sensiz bir ömürden gelen bu yürek;
Sana ermeden sensiz çekip gidecek

Belki sana rastlamak için gezdiğim bir yol başında
Belki sana yazdığım şiirin son satırında
Belki de tesadüf bu ya,
....................................elele gezerken senle rüyamda,
Birgün ölü bulacaklar beni ıssız yatağımda

Yaşansın diye, elleri göğe açık her daim;
Ne çok düş kurdu bu kalbim.
Yaşanmamış ne çok senli aşklara düştü fikrim
Gözlerine bile değmeden gözbebeklerim
Ne çok hayallerle süslendi senli özlemlerim

Tenim teninin tuzunu emmeden
Birgün olsun sabahı beraber seyretmeden
Aynı yastığa başkoyup, birbirimizi doya doya sevmeden
Ne özlemler biriktirdim ölmeden evvel
İsterdim bulmasın beni, seni bulmadan vakitsiz ecel

Birgün ölü bulacaklar beni
Üşüyorum ey sevgili !
Gel uzan üstüme, ısıt beni
Ölüyorum avaz avaz, soğuyorum ayaz ayaz.
Gel de uzaklaştır terkedişi benden
Seninle Cananını bulsun bu beden
Vuslata ersin; sakinleşsin;... ruhumdaki şu seni, sensiz de kalsa seven