03/10/19

YAŞAM ÇİÇEĞİ




Yaşam çiçeği, yaşamda gördüğümüz her şeyi ifade ediyor.
Kutsal bir şekildir. Yaratılmış her bir zerrenin görünen en küçük halidir.
Büyük bir uyum ve orandadır.



not. Daha detaylı yazmaya çalışacağım.

24/08/19

BİREYSEL VE KOLEKTİF BİLİNÇ


Kitlesel ve kolektif biline hizmetle devletler kurulur, devletler yıkılır !
Olmaz denenler olur, olur denenler olmaz !

Ve birey olarak da gücümüzün farkında olsak; yani bilinç seviyemizi olması gereken düzeye getirsek ve orada tutabilsek; emin olun imkansızı olur eyleriz.

Aksi takdirde ve örneğin; bu bilince ermediğimiz günümüzde; yaşadığımız ve etrafımızda tüm bu olup bitenler bütününü yaşamaya devam eder, “bu düzen neden değişmez” der dururuz !!!
Toplum bilincine faydası dokunup, psikolojisine yarar sağlayacak tek bir söz işitmediğimiz; daha ziyade kötülük ve onu yaymaktan başka gayesi olmadığı aşikar olan zihniyeti de erk eyleriz başımıza.
Kötülüğünü de alıp gitsin, yok olsun isteriz amaaa...
Heyhat nafile !
Zira onu oraya makamlayan, kuvvetine kuvvet katan; bahsedişlerimizle, yerişlerimizle, kimi zaman küfürlerimizle bizzat bizlerizdir aslında !

Şimdi belki de vazgeçeceksiniz bu saçmalıkları okumayı.
Oysa size masal anlatmıyorum.
Bahsettiğim şey bir Fizik kuralıdır, bilimsel bir gerçekliktir !
İlk okuduğumda hiç önemsemesem de, doğruluğunu bilinç seviyemin az da olsa gelişmesi ile fark edip bu konuyla ilgilendikçe daha iyi anlıyorum artık. Ve ona göre yaşamayı hedefliyorum. Ancak bu da bireysel çaba ve disiplinle mümkün !

Bilinç seviyesi, dünyanın rezonansına (enerji ile oluşan dalga hızına) uyumlu olmalıdır. Aksi takdirde acılar, panik ataklar, gözyaşı ve keder uyumaz bir düşman gibi peşimizi bırakmaz.

Fiziki bir bedene sahip olan her varlıkta; sizde, bende, taşta, toprakta, nehirde, çiçekte, böcekte; masada, sandalyede, hepimizde olan enerji ve onun dalga boyu etrafımızda olan biten tüm olayları şekillendiren bir güçtür ve süreklidir.

Bu; cismen ortadan kaybedilsek, ölsek dahi yok olma-mamızın, sadece dönüşmemizin; bir çiçek olup açmamızın, su olup nehre karışmamızın; buhar olup havaya dolmamızın sebebidir.

Bedenimizde 5 trilyon hücre ve her bir hücrenin de 1,4 woltluk enerjisi varmış. Yani bir ampülü çalıştıracak güçteyiz ! Ve düşünce ile bunu arttırabiliriz de !

Enerjinin sürekli olarak akışta olduğunu söylemeye gerek yoktur ama bilin ki onun yarattığı dalgalarla daimi olarak iletişim halindeyiz.
Ve düşüncelerimiz vasıtası ile de bunu tanıdığımız herkesle yaşıyoruz.
Kimin hakkında ne düşünüyor ve hissediyorsak o kişiye mutlaka ulaşıyor, mutlaka !

Şayet doğru şekilde düşünür ve doğru titreşim seviyesinde kalabilirsek; üstesinden gelemeyeceğimiz olumsuzluk, başa çıkamayacağımız kötülük yoktur!

Sürekli küfürlü ve hakaret dolu paylaşımlar yaparak; okuduğumuz ve işittiğimiz haberlere lanetler okuyarak; emin olun sadece o durumların devamlılığına katkı sağlıyoruz. Ve kendi bilinçaltımıza bunları atıp biriktirerek farkında olmadan hayatımızı mahvediyoruz.

Aynı zaman da Karşıt Görüş ya da o her ne ve kim ise düzeltmemiz gereken; onu da güçlendirmiş oluyoruz !!!!

Sosyal platformların kullanım amaçları kitlesel bilinci yükseltmek iken; aslında doğru kullanmayışla amaca giden yolu tıkamış oluyoruz.
Çözüm ne olmalı diye soranlara, özetle açıklamam kolay olmamakla birlikte; Pandora’nın kutusunu açınca işin içine yakın ve uzak tarihi de katmak zorunda kalacağımı, bugünlerimize sebep olanlara, ata erkil toplum yapısı ile eski ve yeni ekonomi ve eğitim sisteminden dem vuracağımı belirtmek isterim. Tek bir sebep yerine elbette bütünsel bir gerçeklik söz konusu.

Ama yine de bu kaderimiz olmamalı !
Ne zaman facebook, instagram veya benzeri alanlara girip göz atmak istediğimde ümitsiz, kahreden, sürekli olarak olumsuz ve negatif cümleler kuranları okumaya maruz kalarak bireysel enerjime sekte vurmuş oluyorum.

Açıkçası katmak yerine benden götüren bu türden yerlerde sanırım fazla uzun kalamayacağım.

Yaralı olmaksa, herkes hayattan payını bir şekilde almış emin olun.
Pamuklara da sarılmış olsak, hayat bir yerden mutlaka yaralıyor, incitiyor.

Ancak kederle, gamla hüzünlenip; sesini isyankar cümle ve dizelerle duyurmayı hayatta kalmak ve yaşıyor saymamız kanımca acıdan beslenmek ve varlığının hatırını böyle saydırıyor olmaktan başka bir şey değil !

Belki de iyi şairlerin uzun yaşamaması, muhteşem yazarların sefaletle cebelleşmesi hep bu acı bedeni ile yaşama arzusundan.
Mutlu evliliğini şiirde tıkandığı için boşayan şair dahi tanıdım !!!

Çektiğimiz acıyı, sıkıntıyı seçende, onunla beslenmeyi alışkanlık haline getirmiş olan da yine biz kendimiziz.

Aynı acı ve üzüntü ile değişmez bir döngüye saplanıp kalmak; hiç yaşamamak demek ! Nefes almadan, her gün ölüm endişesi ile yüzünde bir tek sahici gülüş olmadan öylece durmak demek ! Yazık değil mi bize ?!

Farkına vardım ki hep aynı şeyleri yapıyoruz hep beraber. O nedenle de hayatlarımızda hiçbir şey değişmiyor !
Çünkü biz! aynıyız. Öncelikle bizim kendimizin değişmesi lazım ! Sonra o ütopya gibi görünen toplu kurtuluşumuz gerçekleşir !

Ben değişmeye karar verdim.
Ve bunun için çabalıyorum.
Dünyanın daha iyi bir yer olması için önce kendimden başlayacağım.
Doğru tepkiler verip, doğru kelimeler kullanarak.
Mümkün kılıp; ilgi alanlarımı, etki alanlarıma dönüştürerek.

Acılar, hüzünler hep olacak elbette.
İzole bir yaşam imkansız !
İnsan olan duygusuz ve duyarsız zaten yaşayamaz
Ama oturup kahretmeyeceğim, her gün ağlamayacağım !

Acılarla büyüdüm, koca bir kadın oldum derken; aynı acılar çocuk etti beni, küçüldüm, küçük bir kız oldum.
Sanıyorum hep bundandır, önce şefkat aramam.

Ama o küçük kıza ihtiyacı olan şefkati, kendime olan dürüst yolculuğumla, içsel duraklarımdaki sevgimle kendim sunacağım.

Dünya güzel bir yer olsun diye; kendimi seveceğim;
sonra sen de beni seveceksin;
ben de seni seveceğim.
Ben seni sevdim diye, sen gidip komşunu seveceksin,
bakkal amcaya gülümseyeceksin.

Sen beni sevdin diye ben gülümseyeceğim,
yoldan geçen çocuğun başını okşayacağım.
O çocuk büyüyecek,
gülümseyen iyi yürekli çocuklara öğretmen olacak.
O çocuklar sevgi dolu birer anne,
şefkat dolu birer baba olacaklar.
Velhasıl dünya güzel bir yer olacak…

Ben inanıyorum, sen de inan !

Sevgimle yazdım...






















İLTİFAT

ben hiçbir zaman iltifatı;
saçımı güzel diyende bulmadım
ne boyumu posumu beğenendeydi iltifat
ne de güzel kıyaflerime övgüler dizendeydi
İltifat; beni sevenin yüreğinde
bana sonsuz güvenle, inanandaydı hep
dostluğuma aidiyetle yanıt verendeydi iltifat
dostluğuma ömür boyu  gönüllü olandaydı
İltifat; boş sözlerle yüzlerde yalana inanmış gülümseme yaratmak değil
Az halimle beni kabul eden, gerçekliklerle yan yana olmaktır sadece