22/12/16

Doğmamış Bebeğime...

Ve kadın;
             ancak Aşk'la doğurmalı...
Ve erkek
             ancak Aşk'la dokunmalı...


----------------------------------------------------------------------------------

Bebeğim;
Ben annen olamayacağım
Bebeğim; üzülme... ben;  hiçbir bebeğe anne olamayacağım
Ne sana hayat verebileceğim; ne de bir yaşam doğuracağım sabahın seherinde
Yumuk ellerinden, tombik ayaklarından öpemeyeceğim
İlk yürümeye çalışmaların, ilk kelimelerin, ilk dişlerin de olmayacak
Diğer çocuklar gibi koşup oynayamayacaksın arka bahçede
Anne diye seslenip, gelip boynuma sarılamayacaksın
O cennet Kokunu içime çekemeyeceğim doya doya
Korktukça gök gürültüsünden, kucağımda saklanamayacaksın
Ya da güzel bir günde salıncakta sallanamayacaksın
O en çok sevdiğin masalı okuyup, uyuyamazsan ninni de söyleyemeyeceğim
Sana gelen bana gelsin yavrum diye dualar edemeyeceğim
Neyse ki hiç hastalanmayacaksın ! Neyse ki !...
En mutlu anında gözlerinin nasıl parıldadığını hiç bilemeyeceğim
Ne bir arkadaşın olacak kavga edip barıştığın; ne de belki bir kardeşin; oyuncağını paylaşamadığın
Ve Güle oynaya zamanın nasıl geçtiğini anlayamadığın güzel bir çocukluğun

Mesela ilk doğum günün, ya da okulunun ilk günü hiç olmayacak
Gururla bu benim kızım ya da oğlum diyemeyeceğim hiç
Mezuniyetler, gösteriler, şiir okumaları da olmayacak

Okuldan sonra bir sürü ödeve rağmen senin tutturmanla o filme de gidemeyeceğiz hiç
Ya da o meşhur hamburgerciye
Bana tüm gün okulda olanları yüksek sesle ve yanakların al al olmuş bir halde;  heyecanla anlatamayacaksın mesela
Mesela Öğretmeninin istediği kitabı bulmak için tüm akşam üzerimizi veremeyeceğiz
Hele o soruyu çözmek için hiç uğraşmayacağız

Sana Hilebaz olup, kolaya kaçmayı değil; emek ve çok çalışmakla kazanmayı da öğretemeyeceğim mesela
Namerdin karşısında omurganı dik tutmanı; ve ne olursa olsun haysiyetine sahip çıkmayı da !
Ve Herkese gülümsemeyi ve teşekkür etmeyi, Ve lütfen demeyi de öğretemeyeceğim !


Sonra; daha ileriki zamanlarda seni her sıkıştırdığımda of anne desen de;
Yine de kaçmayacaksın öpüşlerimden
Biliyor musun, kuzenlerin var;
Ve ben onları da çok öpüyorum çok seviyorum
Acaba nasıl olurdu aranız ? Hep merak etmişimdir.

Hem Kız olsaydın, saçlarını beline kadar uzatırdım kesin
Erkek olsaydın eminim hep peşinden koşardım
Ve her iki durumda da;  şüphesiz en çok babana benzerdin
Çünkü ben öyle isterdim
Zira Aşk'a Aşk'la karşılık vermek gerek !

Herkes umursamaz zannetse de sensizlikte beni
Ömrüm yenildiğim zamanlarla dolu güzel bebeğim
Ne sana can verebildim, ne babanı bulabildim
Yemin ederim hep seni hayal ettim
Ne yapsam da seni bir türlü göremedim
Olmadı işte...

Hem kimi tanır artık, kime güvenir bu yürek;
Seni ve beni vazgeçmeden sever hangi erkek
Başaramadım... Yapamadım bebeğim
Avuçlarında şefkat biriktirene rastlamadım hiç
Zaman kötü zaman !
Üç günlük Heves değil, olacaksa Sevda olsun ayakta tutan !
Çünkü sen Aşk olursan; ben de Aşk doğururdum. Güneş açardı memelerimde
Sütüm bitmez, canına can katardım.
Çok isterdim,... ölesiye isterdim

Şimdi Nerede bir çocuk görsem annesine koşan
Senle kendimi hayal ediyorum elimde değil
Sen de her çocuk kadar özel olurdun
Her çocuk kadar aydınlık ve saygı duyulası
Minicik boyunla, küçücük kalbinle; karşılıksız sevmeyi ispatlardın bana
Koşulsuz vefayı ve de

Artık çok geç !
Birlikte bir sürü anı biriktirip, yıllar sonra hatırlarken gülemeyeceğiz
Yeni şehirler, yeni ülkeler keşfedemeyeceğiz
Birbirimizi keşfedemeyeceğiz
Düşünebiliyor musun birbirimizi hiç tanıyamayacağız !!!
Seni hiç göremeyeceğim...  Beni hiç göremeyeceksin.
Olsaydın nasıl bir çocuk olacağını hiç bilemeyeceğim.
Sesini hiç duyamayacağım
Mutlu mutsuz zamanlarında daima yanında olamayacağım
Hiçbir sırrını paylaşamayacağım
Seninle dostluk arkadaşlık da kuramayacağım
Telefonumda Oğlum ya da Kızım diye kayıtlı kimse de olmayacak
Günün birinde Aşık olduğunda, kalbinin o ilk heyecanlarında içten içe her şeyi merak edemeyeceğim

Ben senin Annen olamayacağım...
Yapmak isteyeceklerin için yüreklendiremeyeceğim
Ya da koruyamayacağım
Esen yelden, yağan yağmurdan
Borandan kardan
En çok da kıymet bilmez vefasız insanlardan !
Siperin olamayacağım, Feda edemiycem kendimi !
Sığındığın olamayacağım !
Annen olamayacağım Annen !
Annen olamayacağım...
Affet beni !...
Affet beni !...
Affet beni !...


12/12/16

Esmer Ellerinde

Alşan Ozan Aslan'a


-------------------------------


Gözlerim kamaşırken, unuttum ben neredeyim
Ne çevirebildim bakışlarımı, ne yumabildim gözlerimi güzelliğine
Her bir salisesini, her bir anını beynime kazımak istercesine
Yüzlerce binlerce fotoğraf çektim gözlerimle
Ben, varlığı varlığımdan habersiz onunla doldururken içimi
O, varlığı varlığımdan habersiz sadece kendiydi

Ne güzeldi koklamak ellerini nefesi ile dopdolu
Ne güzeldi tanımadan, hesaplamadan olmazını olurunu
Ve onu bir daha göremeyeceğimin keskin telaşı
Sonra zaten günler geçti sayısız, haftalar vefasız
Aramızda uzanan mesafe çoğalır arsız
Menzili bilinmezde; hasret zamansız

Ben ne gördüm böyle beyaz bir karanlık
Ne tanıdım böyle ışıklı, böyle esmer aydınlık !!!
Bilmiyorum şimdi nerde kimin nesi
Kim bilir ne güzeldir onun sevmesi
Ne yapsa da uğruna ölünesi
Artık yok, kalmadı bile gölgesi



07/12/16

Masal Alemi ve Gerçekler

Masal aleminde yaşamak nasıl bir şey acaba ? Çok merak ediyorum doğrusu !

Herkes internette kıyasıya ve fanatikçe holiganca bir fikrin, bir kişinin tarafı.  Sorsan tek bildiği Atatürk bu vatanı kurdu, olmasaydı olmazdık, ne mutlu türküm diyene ve daha benzeri bir sürü ezberlenilip yutulmuş cümleler silsilesi !!!  
Bir de yakalarına taraf olduklarının bir nişanesini de takınca, yemede yanında yat ! : )
Dünyanın en doğru şeyini yapan insanlar oluverirler. Onların yaptığından onların inandığından başka bir doğru yoktur !

Hem beraber yaşayalım, herkes kardeştir derler (yarım ağızla !); milletin dilini, dinini tanımaya gelince ise öyle bir halk yok, öyle bir inanç ya da din yok derler !

Ey “Milli eğitim”in ulusalcı, cumhuriyetçi, demokrat BİLGİN halkı ! 
Ey "kendine müslüman" güruh !!!
RTE’ye sayıp sövmeden önce, o çok şahane aktörlerinizin, cilalı kahramanlarınızın (osmanlı ve tc devletlerindeki) çok da eski olmayan tarihlerde GERÇEKTE neler yaptıklarına dönüp bir bakın ! Tabii elbette vicdanınız var; ve adalet duygunuz var ise !

Şayet bebek öldürmek, kadınlara askerlerin tecavüzü, 17 yaşında birinin ( Erdal Eren’den bahsetmiyorum !) yaşının büyültülerek babasının gözleri önünde asılması; bir halkın mermi pahalı ve sınırlı olduğu için odunlarla dövülerek katledilmeleri; kurşuna dizilmeleri, mağaralara sığınan biçarelerin fare zehiri ve benzerleri ile öldürülmeleri; üzerlerine bombalar yağdırılması; kalanların evleri yurtları saydıkları alışmış oldukları yerlerden eziyetle sürülmeleri; hatta kızlarının onun bunun evinde besleme bir ezik olması ve kim bilir o evde başına neler gelmesi; şapka takmayı reddediyor diye bir şehrin üç gün bombardıman altında tutulması; ağır vergilerle aç bırakılan Çorumlunun eşeğinin dahi elinden alınması; normalse RTE’ye de kimse bir şey demesin lütfen !!!!