Seni hatırlatıyor;
bu sessiz akşamlar
güneşsiz sabahlar
yağan yağmurda tek başınalık
22/10/18
07/10/18
ELEŞTİRİ ÜZERİNE
Çoğunlukla herkes
yaşadığınız olumsuzluklar hakkında fikir sürmeye pek meraklıdır.
“ah ne
olacak böyle senin halin” “üzülüyorum senin için” “sende bir türlü kurtulamadın
aynı hatayı yapmaktan” “ah ah, tüh tüh”
Kimse tutup
da sizin, o her ne ise; kurtulmanız/çözmeniz adına; şöyle içi dolu,
sevildiğinizi hissettiren, yapıcı güzel bir cümle kurmaz.
“seni
anlıyorum. Zor olmalı mutlaka. Ama çözmek için bir yol olmalı ”
“nasıl bir
şey olduğunu tahmin ediyorum ve bunun için yapabileceğim bir şey varsa lütfen
söyle”
“bununla ilgili bir fikrim var, nasıl kurtulabileceğine yardımı olabilir. Uygun olduğun bir zamanda bununla ilgili konuşmayı çok isterim” türünden cümleler kuramazlar.
“bununla ilgili bir fikrim var, nasıl kurtulabileceğine yardımı olabilir. Uygun olduğun bir zamanda bununla ilgili konuşmayı çok isterim” türünden cümleler kuramazlar.
Çünkü bu
türden insanlar, sizin için çoktan karar vermişlerdir !
Empati
yapmak, içinde bulunduğunuz şartları düşünmek, tartmak; size; sizin için
faydalı olabilecek bir yol, bir çözüm üretmek hiç gelmez akıllarına.
Dediğim gibi;
onlar çoktan karar vermişlerdir ve sizin işe yaramaz, elinden iyi şeyler gelmez
biri olarak nitelemişlerdir !
Milyon kere
duydunuz biliyorum ama; en güzel eleştiri, yapıcı olandır !
Ve hatta bir
adım ileri giderek; en güzel eleştiri; olumlu ya da olumsuzluk karşısında
empati yaparak; o kişinin duygu ve düşünce haline bürünerek;
Olumlu hali
ile; sevinip, sevincini çoğaltmak; neşesine ortak olmaktır
Olumsuz hali
ile; dertlenip, derdini azaltacak çözümler aramak; fırsatlar yaratmaktır.
Zira ancak
ve sadece karşısındakini seven böyle yapar !
Herkese
yanlış yaptıklarında da; yalnız kaldıklarında da ellerinin uzanıp “yapıcı”
sohbeti ile teselli bulacakları samimi, sıcak dost sarılmaları ve ihtiyacı
olduğu her an seslerini duyabilecekleri, yanıtlanan telefonlarla hakiki dostlar
dilerim.
Ben mi?!
Ben de
yıkıcı eleştiriden nasibini almış da bunları yazmış biriyim işte.
Dünya Asla İyi Bir Yer Olmayacak
Dünya hiçbir zaman iyi bir yer olmayacak.
Çünkü her yeni doğan, onu kendisi ile beraber tanımlıyor.
Ve ancak ve nadiren kimisi 50'sinden sonra anlıyor her şeyin gelip geçici olduğunu.
Ne zaman yavaşlamaya başlayınca, ne zaman saçlarına aklar düşünce, ne zaman artık hırsları ile sürekli bir savaş halinden yorulunca...
İdealizmin, prensiplerin, amaçların; bireyi o arzuladığı noktaya taşımasının ya da taşıyamamasının ardından geriye kalanla ortaya çıkan HAKİKAT'in aslolduğu zamanlarda anlıyor insan.
Çünkü her yeni doğan, onu kendisi ile beraber tanımlıyor.
Ve ancak ve nadiren kimisi 50'sinden sonra anlıyor her şeyin gelip geçici olduğunu.
Ne zaman yavaşlamaya başlayınca, ne zaman saçlarına aklar düşünce, ne zaman artık hırsları ile sürekli bir savaş halinden yorulunca...
İdealizmin, prensiplerin, amaçların; bireyi o arzuladığı noktaya taşımasının ya da taşıyamamasının ardından geriye kalanla ortaya çıkan HAKİKAT'in aslolduğu zamanlarda anlıyor insan.
09/08/18
HOŞGELDİN
Ne de sen beni
Hiç bilmiyorum ki nelerden geçip geldiğini
Kahkahalarca Sevincini
Yaşlarca kederini, hüznünü
O Bir türlü gerçekleşmese de
Her gün bir umut,
Ellerin duada düşünü
Bilmiyorum; hiç paylaşmadık ki geçmişimizi
Sevdiklerini, sevmediklerini
Öfkelendiklerini, bağışladıklarını;
Keşke ile Pişmanlıklarını
Gitme dedikleri yere gidişini
Yapma denileni yapışını
Vazgeçtiklerini
Kapın ardına dek açık
Kabul ettiklerini
Birileri mutlu olsun diye
Tercih ettiklerini
Yürek hayır dese de
Bile bile lades dediklerini
Ortalama imkanlarla sürerken ömrümüzü
Kimbilir belki ayrıldın el mecbur sevdiceğinden
Belki de kaçtın vefasız birinden
Kimbilir belki de evlatların oldu,
Biri kız, biri erkek
Belki de olmadı; sahip çıktın içindeki çocuksu kimseye
Biri kız, biri erkek
Belki de olmadı; sahip çıktın içindeki çocuksu kimseye
Yaşamın sırrına erelim diye
İz bırakalım dünyaya, olsun bizden hediye
Saygım var yapamadıklarına da
En az yaptıkların kadar.
Oldukların kadar, olamadıklarına da
En çok da olmak istemediklerine !
En çok da olmak istemediklerine !
Gönül nezdimde;
İster ol Bağdat'a Vali
İster ol Biçare'nin biri
İsterse yolun olsun tali
Daimdir yüreğimdeki yerin
Ailemin bir ferdi;
Ailemin bir ferdi;
Dost meclisinden biri misali
Varsın bilmesin ahali
Kurtlar sofrasındaki veli ali
Biliyorum bu ikimizin de ahvali
Hilebaz dostluklardan, yaraya gülen vefasızdan
Yarı yolda bırakandan...
Ortak sandığım paydadan !
Anlamak değildi sorunum; çok sevmek gibi
Her şey anlaşılamamaktan; hiç sevilmemiş gibi !
Saçlarımda tutamlarca ak
Sen de gözümde, gönlümde
Öylece tertemiz pak
Arkadaş, dost, kardeş...
Olasın bana gönüldeş
Hayat bu; hiç belli olmaz
Belki kalmıştır üç günümüz belki de beş
Ben ki sokak sokak, meydan meydan
Aradım seni Kalubela'dan
Doğru söz, kemsiz göz
Kendi oluyor senle içimdeki öz
Vuslat'ın ta kendi, masaldaki Mutlu Son bu.
Kaf Dağı'nın ardı; menzildeki vaha bu
Şimdi sevdalı bir hal serimde
Kimler gelse de dolmaz yerin, etse de secde
Bin şükür, bin selam yüreğimden yüreğine
Ve Başımın tacı bilmek seni her şeyinle...
Gülen iki gözüm;
Söylenmemiş tatlı sözümsün
Çocukluğum, gençliğim;
En güzel, en bilmez halimsin
İyi ki geldin
Hoş geldin
Başım gözüm üstünesin
13/05/18
Anne
Öyle ihtiyacım var ki anne
İçimi dökmeye, seninle dertleşmeye
Kimseler anlamazken, anlamana
Alıp yüreğine sarmana
Kötülerden korumana
Kötülerden korumana
Koyup başımı dizlerine; unutmaya
Kapayıp gözlerimi; insafsız dünyaya
Öyle ihtiyacım var ki yanında uyumaya
Sokulup, sıcaklığını duymaya
Güvencende mavi düşler kurmaya
Güvencende mavi düşler kurmaya
Geçecek deyip silmene yaşlarımı,
Umut ekip görmeye yarınlarımı
Varlığınla derin yaralarımı
Varlığınla derin yaralarımı
Anne; öyle ihtiyacım var ki
Unutturmana acılarımı...
Ellerinle saçlarıma; şefkatinle ruhuma
Dualarınla yaşantıma
Bütün varlığımla sana
Sana öyle ihtiyacım var ki
Bul beni anne; al yanına...
Bul beni anne; al yanına...
06/05/18
"ÖLÜMLE YAŞAM ARASINDA"
Mutlaka izlenilmesi gerekilen etkileyici bir film !
Türkçeye ismi “Ölümle Yaşam Arasında” diye geçmiş;
izlediğimde beni altüst etmiş, müthiş bir yapım !
Denilmek istenenin, akıllı bir senaryo ile incelikli bir şekilde anlatıldığı özgün bir eser!
İdam karşıtı bir aktivistin, idam kararını iptal ettirmek ve bu sayede de ilgili kanunu iptal ettirmek için verdiği insanüstü mücadeleyi ve bu uğurda kendi yaşamını nasıl ve ne şekilde riske ettiği ile; önyargılarımız ve gösterilenin/iddia edilenin arkasında yatabilecek başkaca bir "GERÇEK"in de olabileceğini ispatlayan; seyirciye inanılmaz bir öğreti ile yaklaşan şahane bir film.
Ancak henüz 2 sene kadar önce tekrar konuşulan ve yeniden gündeme getirilmeye çalışılan idam kanununun, bu türden suçlar için uygulanmayacağı kesin! Önce bunu bir bilmek lazım.
Kendi suçlunuzu yarattığınız koşulları düzeltmek yerine;
yeni yeni hesaplar, yeni yeni davalar yaratıyorsunuz !
Ve topluma da nur topu gibi büyük bir travma yaşatıyorsunuz ! ki bu umurunuzda değil !
Aklımda Platon'un sözleri geçiyor... Buruk da olsa gülümsüyorum yine de...
"Demokrasinin temel ilkesi halkın egemenliğidir. Ama ülke yönetiminde doğru tercihlerin yapılabilmesi için de halkın çoğunluğunun iyi eğitim görmüş kişilerden oluşması gerekir. Eğer böyle değilse demokrasi otokrasiye dönüşür. Güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin devleti başarı ile yönetebileceği sanılır. "
Değiştirilemez anayasa kanunlarını değiştirmeye çalıştıkları bahanesi ile düşünen genç insanları asan sistem; günümüz iktidarı eli ile o değiştirilemez maddeleri patır patır değiştirdi, değiştiriyor. Emin olun madde falan umurumda değil !
Zira bana göre esas olan insanın yaşam hakkıdır ve bu uğurdu bir savunucu olmaktır !
Sadece insana hizmet için sürekliliği korunmaya çalışılan devlet adına konan maddelerin değişmesi meğer ne de kolay değişebiliyormuş ve meğer hiç de sorun olmuyormuş; ona üzülüyorum ! O zaman niye öldürdünüz diye düşünmeden edemiyor insan ?!!!!
Varsa o Allah, Tanrı ya da büyük Enerji; ona her ne diyorsanız; dilerim Ağır milliyetçilik hastalığına tutulmuş;
sağdan soldan her kimse;
öğrendiklerini dayatmacı,
"öteki"ni kabul etmeyen;
sistemin öğretilerini papağan gibi sürekli tekrarlayan
pek yüksek yüksek eğitim almış olan cahiller ile;
....
bunların başka bir türü olan ve bir sabah uyandıklarında onlara göre Arap alfabesine, fese, şalvara ve sair şeylere getirilen yasağın/değişikliğin; geleneklerinin birer parçasına yapılmış büyük bir hakaret olmasından öte, dinlerine yapılmış büyük bir saldırı sayan
kökten Dincilerin,
Gericilerin şerrinden,
fitnesinden korusun tüm halklarımızı !!!!
Bu her iki zümrenin kafası ve bunların kini ile olur da bir gün yine konu olursa; geri getirilmeye çalışılırsa;
biline ki buna asla izin vermeyeceğiz ve sonuna kadar
Türkçeye ismi “Ölümle Yaşam Arasında” diye geçmiş;
izlediğimde beni altüst etmiş, müthiş bir yapım !
Denilmek istenenin, akıllı bir senaryo ile incelikli bir şekilde anlatıldığı özgün bir eser!
İdam karşıtı bir aktivistin, idam kararını iptal ettirmek ve bu sayede de ilgili kanunu iptal ettirmek için verdiği insanüstü mücadeleyi ve bu uğurda kendi yaşamını nasıl ve ne şekilde riske ettiği ile; önyargılarımız ve gösterilenin/iddia edilenin arkasında yatabilecek başkaca bir "GERÇEK"in de olabileceğini ispatlayan; seyirciye inanılmaz bir öğreti ile yaklaşan şahane bir film.
Ne zaman bir bebeğe, savunmasız bir çocuğa, bir kadına tecavüz edilse ve ne zaman biçare kadınlar eşleri ve en yakınları tarafından ziyan edilseler, öldürülseler; itiraf edeyim ben de o öfke ve üzüntü ile idam gelsin derken buluyorum kendimi. Suçlunun öldürülmesi ile suçun ortadan kalkmadığını bilsem de !!!
Ancak henüz 2 sene kadar önce tekrar konuşulan ve yeniden gündeme getirilmeye çalışılan idam kanununun, bu türden suçlar için uygulanmayacağı kesin! Önce bunu bir bilmek lazım.
Hem Türkiye'de bir kadına ya da çocuğa tecavüz edip öldürdü diye (hapisteki gayri-resmi infazlar dışında) idam edilen duydunuz mu hiç ?!
Çünkü ! Çünkü'sü hepimizin malumu bir beynelminel !!! Çünkü; siyasetçiler ardan, namustan ziyade; kendi koltuklarını ve topluma, taraflarına inandırdıkları, empoze ettikleri; adeta bir filmden daha film olan senaryolaştırılmış rollerinin itibarsızlaştırılıp; koltuklarının ve getirisi olan o zahmetsiz nemanın derdindeler sadece !
Sağ veya o pek eski sol saydığınız tüm taraflar için de durum tastamam böyle !
Amacı yalnızca düşünce insanlarının ortadan kaldırılmasına elverişli ortamı ve fırsatı sağlamak olan idama net bir ifade ile : KARŞIYIM BEN !
Hem idam edilen her bir birey, TOPLUM KAHRAMANI olarak yeniden doğmadı mı ?!
İsimleri çocuklara, parklara verilmedi mi ?
Düşünceleri ant sayılıp, ezberlenmedi mi ?
Yanlışlık yapmışız itibarını geri veriyoruz denmedi mi kimisi için ?
İsimleri çocuklara, parklara verilmedi mi ?
Düşünceleri ant sayılıp, ezberlenmedi mi ?
Yanlışlık yapmışız itibarını geri veriyoruz denmedi mi kimisi için ?
Demek ki yapılmasını istemediğiniz şeyleri yaptıklarını iddia ettiğiniz insanları öldürmekle, sizce suç olan bir davayı bitirip, sonlandıramıyorsunuz !
Kendi suçlunuzu yarattığınız koşulları düzeltmek yerine;
yeni yeni hesaplar, yeni yeni davalar yaratıyorsunuz !
Ve topluma da nur topu gibi büyük bir travma yaşatıyorsunuz ! ki bu umurunuzda değil !
Aklımda Platon'un sözleri geçiyor... Buruk da olsa gülümsüyorum yine de...
"Demokrasinin temel ilkesi halkın egemenliğidir. Ama ülke yönetiminde doğru tercihlerin yapılabilmesi için de halkın çoğunluğunun iyi eğitim görmüş kişilerden oluşması gerekir. Eğer böyle değilse demokrasi otokrasiye dönüşür. Güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin devleti başarı ile yönetebileceği sanılır. "
Değiştirilemez anayasa kanunlarını değiştirmeye çalıştıkları bahanesi ile düşünen genç insanları asan sistem; günümüz iktidarı eli ile o değiştirilemez maddeleri patır patır değiştirdi, değiştiriyor. Emin olun madde falan umurumda değil !
Zira bana göre esas olan insanın yaşam hakkıdır ve bu uğurdu bir savunucu olmaktır !
Sadece insana hizmet için sürekliliği korunmaya çalışılan devlet adına konan maddelerin değişmesi meğer ne de kolay değişebiliyormuş ve meğer hiç de sorun olmuyormuş; ona üzülüyorum ! O zaman niye öldürdünüz diye düşünmeden edemiyor insan ?!!!!
Kuran'la ilgili okumalarımdan yaptığım çıkarımla diyebilirim ki; Müslümanım diyenin Laik; Laikim diyenin de Müslüman olamayacağı yerde; şeriat kanunları geçerli olurken; siz; dini varsaydığınız nitelikleri ile " bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmektir" şiarı ile yaşadığınızı iddia ediyorsanız ya hani; işte o zaman İDAM GÜNAHTIR DA BEYLER !
Özetle hangi fikrinizden tutsam, tehlikelisiniz bana göre !!!
Varsa o Allah, Tanrı ya da büyük Enerji; ona her ne diyorsanız; dilerim Ağır milliyetçilik hastalığına tutulmuş;
sağdan soldan her kimse;
öğrendiklerini dayatmacı,
"öteki"ni kabul etmeyen;
sistemin öğretilerini papağan gibi sürekli tekrarlayan
pek yüksek yüksek eğitim almış olan cahiller ile;
....
bunların başka bir türü olan ve bir sabah uyandıklarında onlara göre Arap alfabesine, fese, şalvara ve sair şeylere getirilen yasağın/değişikliğin; geleneklerinin birer parçasına yapılmış büyük bir hakaret olmasından öte, dinlerine yapılmış büyük bir saldırı sayan
kökten Dincilerin,
Gericilerin şerrinden,
fitnesinden korusun tüm halklarımızı !!!!
Bu her iki zümrenin kafası ve bunların kini ile olur da bir gün yine konu olursa; geri getirilmeye çalışılırsa;
biline ki buna asla izin vermeyeceğiz ve sonuna kadar
İDAM KARARINA HAYIR DİYECEĞİZ !!!
BİN KERE, MİLYON KERE HAYIR DİYECEĞİZ !!!
BİN KERE, MİLYON KERE HAYIR DİYECEĞİZ !!!
05/05/18
Turnalar
Ne yazık olmuş meğer bize
Sustukça, suspus olmuş dilimiz gitgide
Olmadık bir şey diyebiliriz diye
Sessizlik ezber olmuş dilimize
Şimdi söyle deseler, bilmem ki başlamalı nereden
Halim kalmadı, takatim yok bu ağır yükten
Dipçikle, hapisle, ölümle diretilenden
Çekip gidesim var yurdum bildiğim bu yerden
Menzili özgürlük saya saya, ne çok yürümüşüm
Düşene borcu biriktirip düşler büyütmüşüm
Beklemesin o yar, hesap peşine düşmüşüm
Yeter artık dedikçe daha çok ölmüşüm
Belli ki göremem ben o güzel günleri
Heyhat ! Elbet güldürecek peşimizden geleni
Turnalar selamlayın yerime direnenleri
Özgürlük Aşk'tır; kavuşturun sevenleri
03/05/18
Haiku
Sevincim kilitli bir güldür
Çünkü özlenen; ne bugün ne de dündür
Gün güzel düşünmek, güzellikler günüdür
Çünkü iyi haber beklemekle, ümit etmektir ömür
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)