18/03/13

Sen ve Şehrim

Sen gelince ışıklar yanar bu şehirde gündüzleri bile...
.....................ve ben severim ellerimi seninle.
O hatırlamakta zorlandığım yüzünün yerine,
Ellerini sürerim hayalimde,
........................Bir daha gitme diye....
Bırakma ne beni, ne şehrimi geride...

16/03/13

İyi İnsan Olmak

İyi insan olmak için çabalanırdı çocukluğumda, ya da bana öyle gelirdi... Öyle büyüdük, öyle büyütüldük.
Hep takdir edilmek için çabalardık. İyi işler yapıp, güzel ve doğru olan için harcardık vaktimizi, emeğimizi. Kimin yardıma ihtiyacı var ise ona koşardık. Hani maazallah o gün sokakta fazla oynamaktan çocuk bedenimiz bitap düşmüş olsa; ve komşu teyzenin poşetlerini taşımasak; suçlu hissederdik. Kötü olmak işte bu kadar yakın bir duyguydu o zamanlar ! Çok büyük bir şey yapmamız gerekmezdi kötü olmak için. Bilmezdik, tanımazdık kötüyü, kötüleri.

Başka bir dünyaydı bizimkisi....
Dünya bugünkü dünya değildi. Pişen bir tencere yemekten komşumuz da sebeplenirdi. Çoğu zaman soframıza gelirdi. Dedem sofra duası verirdi. Çocuk aklımızla ciddiyete bürünür, büyük bir saygıyla dinlerdik duayı. Her yemekten sonra babamın ritüelcesine "ister zengin ol ister fukara, yak yemekten sonra bir cigara" sözüne gülerek tepki verirdik. Sigaraya olan net tavrımı düşünürsek, o zamanlar o bile kötü değildi...

Her haliyle daha bereketliydi dost meclisleri. Daha güleçti yüzler kahkahalarımızla, daha sıcacıktı odalar sevgimizle. Anlatılan ve geçmişte yaşanmış komik öykülere dakikalarca gülerdik. Tekrar tekrar anlattırır, hatta muhteşem bir filmden kareleri seyretmişcesine arkadaşlarımıza aktarırdık. Sonra yine gülerdik... O lezzetler, o hoşluklar tamamen iyiliğin yansımalarıydı. Şimdi durup zihnimi zorlayarak düşündüğümde, bugün de gülüp sohbetlere katılıyoruz ama; hayatımın en güzel ve en keyifli sohbetleri o dönemlere rastlıyor. 

Bize herkes iyiydi zira, herşey doğruydu. Babam annem, öğretmenlerimiz ve diğer büyükler hep en iyiyi yapan, doğru, dürüst insanlardı. Kötülük en çok Dallas'taki JR(ceyar) kadardı bize..

Biri, biri ile tartıştığı zaman, kötü olan belliydi şaibesiz ! Çünkü kötü de iyiydi aslında. Gizlemezdi yaptığını, entrika bilmezdi. Onlar bile mertti. Dedim ya aslında kötüler bile iyiydi çocukluğumda....  Gidip konuşulur, ara bulunurdu. Tatlıya bağlanırdı tartışmalar usulca... Şimdiki gibi kin gütmezdi insanlar birbirine. Hoşgörü ve sevgi vardı, halden anlamak, hatır vardı: En önemlisi utanmak vardı utanmak! Yüzyüze bakamayız derdi vardı..... Ya da ne biliyim bana öyle gelirdi.

Yalanlarla mı geldik bugünlere ?! İyi insan olmak yanlıştı da biz mi kandırıldık?! Zira gördük anladık ki, insanlar kötü olmak için birbirleri ile yarışıyor ve hep kötülük kazanıyor ! Varsa bir kusurun, genelin onaylamayacağı, mazlum bir halin; yüzüne vururlar, dışlarlar; düştün mü, bir tekme de onlar atarlar ! Yardıma mı ihtiyacın var, yardım eder gibi görünüp, elini boşlukta bırakırlar ! Zamanın kötüleri gerçek kötüdür; zira kötülükle beslenir, bununla güçlenir, cesaret alırlar yenileri için.

Şimdi ne zaman birini kırsam, ne zaman ödünç aldığım bana ait olmayan kelimelerle, kendime benzemeksizin sözler sarfetsem; ya da kastım o olmasa da yanlış anlaşıldığıma inansam çok ama çok utanırım. İşte derim kendi kendime asıl dönüşme bu, sen de yeniliyorsun zaaflarına !... sonra toparlarım elbette, düzeltmek için elimden geleni koymam ardıma. Şu da bir gerçek ki kıran, en çok da kendini incitir, kendini eksiltir esasen.

Bu bir itiraftır ve Allah şahidimdir ki; hergün daha iyi bir insan olmak için uyanıyorum. Bireysel egolarımdan, hasretliklerimden, o bir türlü olmayan, olamayan hayallerimden sıyrılarak; isyan edip hırçınlaşmadan, başıma gelen ve gelemeyenleri kabullenerek, tamahla sevgi dolu bakıyorum insanlara.

İyiliklerinin kötülükle karşılık bulmasına rağmen, iyilikten vazgeçmeyen ve güzel insan olmada türlerinin son örnekleri olan bir anne ve babanın evladı olarak; bilirim ki iyi olmak ve iyi kalmak zordur bu devirde. Ama yine de herşeye ve her kötüye rağmen güvenilir ve iyi bir insan olarak bilinmek, öyle anılmak, en büyük zenginliktir ! yine bu;  aynı devirde !

Aşk  olsun iyi insan olabilene, kendini o haliyle koruyabilene !


05/03/13

Söz Uçar Yazı Kalır !

Verba Volant; Scripta Manent; yani Söz Uçar Yazı Kalır !!! 
Oldum olası, bu sözün latincesini pek bir havalı bulmuşumdur... 

Zamana not düşmek fikri ve düşüncelerimi izlenir/bilinir kılarak bir Web Günlüğü tutmamın kime ne faydası olura çok kafa yormadan yazıyorum bir süredir.

Geçen günler, aylar, yıllar içinde dönüp fikirlerimin bugünü ile dünü arasında muhasebe yapmanın heyecan verici olmasından ziyade; değişmeyen ancak gelişen noktalarda çok da şaşırtıcı sonuçları olduğunu belirtmeliyim.  Komik ya da çocuk saflığında yazılmış bulsam da; geçmişteki her satır ve düşünceme, hayatımın ömrü içindeki farklı zamanlara ait olan bir başka beni temsil etmesi açısından sevgiyle sahip çıkıyorum... hepsi ben, hepsi benim zira. 

Hakkımda ne düşünüleceğini önemseme gibi bir de çok insani halim oluyor her yazı ertesi. Yanlış anlaşılmak gibi bir dert benimkisi esasen. Düşünüyorum da tam da annemin kızıyım bu anlamda. 

Annem, hakkında diğerlerinin ne düşündüğünü çok önemser ve iyi biri olarak anılma/bilinme çabaları ile kendini hırpalar ve çoğu zaman unutur...
Ona ne denli benzediğimi işte en çokta bu özelliğinden olacak ki rahatlıkla söyleyebiliyorum.

Aynı endişeler, aynı telaş ve çabalar... hesapsızca hep kendinden hep emeğinden vermeler...

Dinle ya da ruhani başka inançlarla yakından uzaktan bir alakam olmamakla beraber, insanın yaşadığı süre içinde kendi dışındaki diğer tüm insanlara da iyi ve hoş davranması gerektiğini, musalla taşında uzanmış öylece beklerken, "meftayı nasıl bilirdiniz?" "hakkınızı helal ediyor musunuz?" sorularının sorulmasını yine de ve daima manidar bulmuşumdur. 

Ne mutlu ki annemin kızıyım ve ne mutlu ki insanları herşeye rağmen çok seviyorum...

Romantik bir kadın olmanın dayanılmaz hafifliği ile ortalarda gezinirken, etrafa gülümsemeyi ve anlamayı; anlaşılır olmayı, sevmeyi, sevilmeyi birbirimize çok görmemeyi öğrettiği için annemin o pamuk ellerinden öperek teşekkür ediyor ve tüm dostlara, beni izlemeye devam edin diyorum...

Zira aklı hayallerinin gerçekleşme umutları ile bir karış havada olsa da; ayakları daima yere tutunabilmeyi başarmış bu kadının, anlatacak daha çok hikayeleri olacaktır size...