Nefret; kalpsizde her zaman şiddete dönüşür !
Özgüvensizlik; karaktersiz bünyede şiddete dönüşür !
Ulaşılamayan güzellik; zalim kişilikte şiddete dönüşür !
Yetersizlik duygusu; kendi ile barışık olmayanda genelde şiddete dönüşür !
Bastırılmış cinsellik; cinselliği merkezi yapmış sapkınlarda mutlaka şiddete dönüşür !
Kaybetme korkusu; kazanmakla beslenen, hoyrat bireyde çoğunlukla şiddete dönüşür !
Kıskançlık; kendi ışığına güvenmeyen, güven problemi olanda şiddete dönüşür !
Töresel kör bağlılık; cahil cüheylada çoğunlukla şiddete dönüşür !
Cahillik; vicdanını yitirmişlerde her zaman şiddete dönüşür !
Vicdansızlık; ahlaksızda her zaman şiddete dönüşür !
Ahlaksızlık; tehlikeli ve sınır tanımayanda büyük oranda şiddete dönüşür !
Hadsizlik; her şeyi kendi hakkı zanneden, gaddar ve acımasızda DAİMA şiddete dönüşür !
Şiddet'i doğuran en büyük nedenlerden biridir GÜÇ.
Kas Gücü, Sosyal (sınıfsal) Güç, Hiyerarşik Güç, Paranın Gücü, Erkek Olmanın Getirdiği Toplumsal Ayrıcalıklı Güç bunların başında gelenlerdir !!!
Ve gücü harekete geçiren ise düşüncelerimizin kaynağındaki duygulardır !
Zira ruhu olanın, düşünceleri; düşünceleri olanın da duyguları vardır.
Bu arada kalp mi ne işe yarar ?
Kalbin belirleyiciliği; bunların tene sirayetinden doğanlara (heyecana, nefrete, sevince, mutluluğa, üzüntüye, acıya ve saire) "Ev Sahipliği" yapmasında yatar !
İnsan; basite alınmayacak kadar mükemmel bir düzenekte yaratılmış bir türken; Ruh (enerji); varlığın sonsuzluğunu temsil eder ! Ve duygular da; yaşanılanlarla ya da
yaşanılamayanlarla; düşünceleri şekillendirerek kendilerine bir yol bulurlar.
Yol bulmakla kalmaz; yaşanılan BÜTÜN BİR HAYATA ŞEKİL VERİRLER !
Böylece ya mutsuz ya da mutlu bireyler türemiş olur !
Oldurulanlar ya da gücün yetemediklerine ise yafta; genelde "Kader" olmakla beraber; bazen de "Şansızlık" denir !!! Oysa ki heyhat ! insan; kendi tarihini ( kaderini/şansını ) kendi yazmakta, kendi yaratmakta !
Güç'e başvuran biri kesinlikle mutsuz bir bireydir.
Mutsuzluğa çareler aramak yerine, mazeretler aramak daha kolaydır. Öyle ya; onu suçlasın, bunu suçlasın; nasıl olsa kendi mükemmeldir ! Ve tüm bu öfke ve nefret ile büyütülen olumsuz düşünceler; başkasının felaketine dönüşür. Hele bir de fiziki üstünlüğü ve karşı tarafın zayıflığı söz konusu ise; onu alt etme duygusu, bireyi sarar sarmalar; bilinçaltına adeta kazınır. Ve istese de istemese de; onu ve davranışlarını idare etmeye başlar !
Kadına yönelik şiddette; aramızdaki çoğu kadının erkeklerle yarışır düzeyde olduklarını da eklemek isterim. Zira şiddetten kastolunanın fiziksel güç dışındada türevleri olduğuna inanıyorum.
Dolayısı ile Kadına Yönelik Şiddet; sadece erkekler üzerinden yürüyen bir zulüm değil, TOPLUMSAL BİR SORUNDUR !!!
Kadın; hem potansiyel katil ve canavar ruhlu erkekleri yetiştirenlerin çoğu zaman ta kendileri olmakla; hem de kıskançlık ve yetersizlik duygusu taşıyıp; hayatla ve kendi ile sorunları olmakla ve bu sorunların sebebini başka kadınlara atmakla Kadına Yönelik Şiddet'te güçlü bir baş aktör olabiliyorlar kimi zaman !
Osho'nun bir sözü vardır : "komşunun çimenleri her zaman daha yeşildir" der. Doğrudur !
Kadınlar arasındaki kıyasıya rekabet, kendi ile barışık olmayan ve kendini sevmeyen her kadında; bir diğeri için; içinde büyüttüğü kıskançlık vesilesi ile binbir hileli yola başvurmakla ve kendisi için risk olarak gördüğü hemcinslerini rakibi olarak mimlemekle ve ona göre tavır takınmakla da ortaya çıkar!
Demem o ki; öyle ya da böyle kadına yönelik şiddet, hemcinslerinden de gelebilir.
Bir kadın tarafından taktiksel ve planlayarak zarara uğramış kadınlar bilir ki; Kadına Yönelik Şiddet'te cinsiyet aranmaz; evet ! Ancak taktik ve planın; göz morartmak, kafa kol kırmak, özgürlüğünden mahrum etmek, tecavüz etmek, bıçaklayıp öldürmek türünden sonuçlar doğurmaması noktasında erkeklerden aldığımız zararlar kadar canımızı yakmadığı da aşikardır !!!
Kadına yönelik şiddette Erkek cinsi; özellikle bizimki gibi bir toplumda kadına yönelik şiddete başvurmada geçerli olacak bir neden bulmakta neredeyse hiç zorlanmaz.
Çünkü onun kötü hissetmesine sebep olan çoğunlukla bir kadındır !
Bu her şeye sebep olan kadın karşısında mağdurdur ve kadına gününü göstermelidir !
Çünkü...
Kadın; onu sevmemiştir, istememiştir veya ondan daha iyi kazanıyordur, daha kariyerlidir.
Kadın; çok çekicidir ve onunla ilgilenmez !
Kadınla evlenmiştir ama kapılar ardında tutup, elinden kaçıp gitmesini engelliyordur. Sanır ki, tüm dünya kendi karısının peşinde ! Küçük düşünür, basit düşünür...
Kadın; güvenip arkadaşım demiştir; o ise bastırılmış cinselliği ile öyle bir kadının sadece arkadaşlığını sunması ile aşağılandığını düşünmüştür !
Kadın; mini etek giymiştir; buna rağmen onu istememiştir !
Kadın; eteğini ve saçını savurmuştur; bunu davet saymıştır;... pekiyi nasıl olur da onu istememiştir !
Kadın; gülümsemiştir, dostça/insanca yaklaşmıştır; o ise bunu kendine yontmuştur!
Kadın; saat 12'de sokağa çıkmıştır; bunu (tecavüzü, ölümü) hakkediyordur !
Kadın; başka erkeği tercih etmiştir; bunu (tecavüzü, ölümü ) hakkediyordur !
Kadın; husumetli olduğunun karısıdır, kızıdır; bunu (tecavüzü, ölümü ) hakkediyordur !
Kadın; karısından güzeldir; kadın iş yerinde ondan daha güzel projelere imza atıyordur;
Kadın; daha çok kazanıyordur
Kadının arabası vardır, onun yoktur (bunu bizzat kendi kulağımla duyduğum için örnekledim !!! )
Kadın dönüp ona bakmamıştır, kendini ne sanıyordur!
Kadın yanında çalışanıdır, maaşını ödüyordur; aynı zamanda her şeyiyle malı olduğunu düşünür !
Kadın; sadece kadındır ve bu yüzden bile suçludur !
Kadın; bir sürü güzel şeydir; o ise değildir !
Saysak erkek nedenlerinin sonunu getiremeyiz ne yazık ki!
Kas gücünün farkında olan; hele hele bunu daha önce deneyimlemiş sorunlu bir erkek için; gücünü ortaya koymak afrodizyak etkisi yaratır. Bu onda; Serotonini ve Endorfini destekleyerek; geçici de olsa mutlu olma duygusunu hakim kılar.
O nedenle gücüne güç katmak için daima bulunduğu yeri korumak içgüdüsü ile bunu alışkanlığı yapar !.
Çünkü karşısında yenilmiş, yerlere düşmüş ve zavallı görünen birini görmek; ruhunun ezilmiş benliğini yüceltip; ona üstünlük hissi tattırmıştır !
Çünkü ona bu öğretilmiştir; O KADINLARDAN ÜSTÜNDÜR !!!
Bunun böyle olduğunu gösteren binlerce örnek var :
Kadını öldürene sorulduğunda "pişman değilim" diyeninden tutunda; kameralara sırıtanı; hala tehditler savuranına kadar mevcuttur !!!
Bir diğer yaygın bir örnekle : Eşini, sevgilisini ya da kızını ve hatta annesini bir kere döven bir erkek; daima döver. Bir kere kalkan o elin, asla inmemesi de bu alışkanlık ve bu üstünlük öğretisindendir !
İnsan olmaktan çıkmış, böylesi bir erkek; hayatı boyunca herkese ve her şeye karşı yenilip; yenilgiyi kabul etmeyişi ve kapıldığı öfke sebebi ile içindeki hayvanı büyüttüğünün belki de farkında olmadan zamanlar geçirir. Ve bu "sözde" kazanmışlığını; kendisine denk güçte olan bir erkeğe değil, bir kadına karşı olduğunun bilincinde olmadan yine de şahane hissederek kutlar !
Tam bu esnada o erkeğe sormak isterdim :
"Hayatında hiç senden daha güçlü,
daha kuvvetli biri tarafından işkence seviyesinde darp edildin mi?
Yahut öldürülmek istendin mi ?
O an her şeyin bittiğini, oracıkta öldürüleceğini düşünüp kendine acıdığın,
korktuğun oldu mu hiç ?
Pekiyi sen, peşindeki düşmanın (eşinin, abinin, kardeşinin, babanın, sevgilinin ya da hiç tanımadığın birinin) seni öldürmeye yemin ettiğini bilerek, sokağa çıkamayıp, çıktığında da ürkek adımlarla acele ederek evine koştun mu hiç?"
Şimdilerde hakkı yenmiş erkekleri korumak ve haklarını savunmak amaçlı olduğu iddia edilen Maskulizm grupları türedi !!! Ne kadar zevzekçe bir şey bu ! Aklımızla; bizle alay etmenin ötesinde ukalaca ve Kadına Yönelik Şiddet'i desteklercesine söylemleri ile çok tehlikeli gruplar bunlar !!!
Evet, yasalar karşısında, boşandığı eşinden kaynaklı mağdur duruma düşen erkekler var. Bu doğru ! ve bu şekilde mağduriyet yaşayan erkek dostlarım da var. Ancak, bu kanuni, hukuksal bir mesele ! Bunun böyle olması, erkek cinsinin başlı başına mağduriyetine denk düşmez !
Ancak kadın haklarını arayan Feminizm Olgusu gibi dayak yiyen,
işkencelere maruz bırakılan,
tacize tecavüze uğrayan,
kapalı kapılar arkasında yaşamaya mahkum edilerek erkeğin kölesi haline getirilen,
giydiği kıyafetini topluma göre ve ortama göre seçmek zorunda olan
ve hatta bunun için baskı ve yasaklarla savaşan;
bekaret kontrolüne götürülen;
bakire değilse öldürülen,
töre cinayetleri ile katledilen;
gece bilmem saat kaçta dışarı çıkmaya korkan;
bir şekilde karanlığa kalıp evine dönerken sürekli arkasına bakan,
yaklaşan erkeklerden dolayı kaldırım değiştiren;
dışardaki olası tehlikeler sebebi ile yakınları tarafından evine kadar bırakılan ya da bindiği otobüs/minibüs her ne ise, yaklaştığı zamanda durakta eşi, babası ya da abisi, kardeşi tarafından beklenilen;
bindiği taksinin plakasını yakınına bildiren;
aynı işte çalışıp, kadından daha az ücret alan kaç erkek var allah aşkına !???
Maskulizm'in peşine takılan zihniyet, kanımca ahmaktır!
İşte tüm bu tecavüzcüler, tüm bu tacizciler ve tüm bu dayakçı, katil ruhlular; bu gereksiz grupları kuranlar ve onlara destek veren erkeklerden oluşmaktadır !!!
Onlar aynı zamanda, sokakta yere tüküren, trafikte kadını sıkıştıran, kediye köpeğe tekme atan; toplumda bağıra bağıra konuşan; topluma ters ve tehdit, nobran ve nadan kişiliklerdir ! Çok ama çok tehlikelilerdir !!!
Oysa ki Feminizm, kadına kadın olmadan önce insan olması kaynaklı değer yüklenmesi için adalet arayan; başta fiziksel, sonrasında ise uğradığı diğer haksızlıklara işaret ederek; toplumda ikinci sınıf birey olmaktan; yitip gitmekten; değersiz ve önemsiz görülmekten kurtulmaya ve bunun savaşını YALNIZCA SORUNLU ERKEĞE KARŞI VE ERK ZİHNİYETE KARŞI vermeye çalışmaktan başka bir şey değildir !!
Şiddet ne taraftan gelirse gelsin; bir insanın vücutsal ve ruhsal bütünlüğü tehdit ediliyorsa; orada büyük bir suç işleniyordur ve yasalar en büyük cezayı verecek şekilde yeniden düzenlenmelidir !
Ne giyilen mini eteğin, ne küçük yaştaki kızın "iddia olunan" rızası, ne de kadının meslek olarak Fahişelik yapması veyahut bireyin bir Transeksüel olması; bu cezadan kurtulmasına ASLA AMA ASLA mazeret olup, neden sayılmamalıdır !!!! Önce İnsan ve Yaşam Hakkı !!!
Ah vah edip; "batsın bu dünya", "yansın bu dünya" diyeceğimize; yasalar caydırıcı ve mazlumun, mağdurun tarafında duracak şekilde yeniden düzenlenmeli ve erkek çocuklarına, kızlardan tek farklarının fiziksel olduğunu; bu farklılığın da silah değil; sevgi için var olduğu öğretilmelidir !
ÇÜNKÜ BİZİ ANCAK VE ANCAK; VE SADECE BİRBİRİMİZİ SEVMEK KURTARACAK !!!











