19/11/17

VOLUME III - ) KADINA YÖNELİK ŞİDDETTE "GÜÇ FAKTÖRÜ"

Sevgisizlik; yüreğinde şefkat barındırmayanda çoğunlukla şiddete dönüşür !
Nefret; kalpsizde her zaman şiddete dönüşür !
Özgüvensizlik; karaktersiz bünyede şiddete dönüşür !
Ulaşılamayan güzellik; zalim kişilikte şiddete dönüşür !
Yetersizlik duygusu; kendi ile barışık olmayanda genelde şiddete dönüşür !
Bastırılmış cinsellik; cinselliği merkezi yapmış sapkınlarda mutlaka şiddete dönüşür !
Kaybetme korkusu; kazanmakla beslenen, hoyrat bireyde çoğunlukla şiddete dönüşür !
Kıskançlık; kendi ışığına güvenmeyen, güven problemi olanda şiddete dönüşür !
Töresel kör bağlılık; cahil cüheylada çoğunlukla şiddete dönüşür !
Cahillik; vicdanını yitirmişlerde her zaman şiddete dönüşür !
Vicdansızlık; ahlaksızda her zaman şiddete dönüşür !
Ahlaksızlık; tehlikeli ve sınır tanımayanda büyük oranda şiddete dönüşür !
Hadsizlik; her şeyi kendi hakkı zanneden, gaddar ve acımasızda DAİMA şiddete dönüşür !

Şiddet'i doğuran en büyük nedenlerden biridir GÜÇ.
Kas Gücü, Sosyal (sınıfsal) Güç, Hiyerarşik Güç, Paranın Gücü, Erkek Olmanın Getirdiği Toplumsal Ayrıcalıklı Güç bunların başında gelenlerdir !!!

Ve gücü harekete geçiren ise düşüncelerimizin kaynağındaki duygulardır !
Zira ruhu olanın, düşünceleri; düşünceleri olanın da duyguları vardır.
Bu arada kalp mi ne işe yarar ?
Kalbin belirleyiciliği; bunların tene sirayetinden doğanlara (heyecana, nefrete, sevince, mutluluğa, üzüntüye, acıya ve saire) "Ev Sahipliği" yapmasında yatar !

İnsan; basite alınmayacak kadar mükemmel bir düzenekte yaratılmış bir türken; Ruh (enerji); varlığın sonsuzluğunu temsil eder ! Ve duygular da; yaşanılanlarla ya da
yaşanılamayanlarla; düşünceleri şekillendirerek kendilerine bir yol bulurlar.
Yol bulmakla kalmaz; yaşanılan BÜTÜN BİR HAYATA ŞEKİL VERİRLER !
Böylece ya mutsuz ya da mutlu bireyler türemiş olur !
Oldurulanlar ya da gücün yetemediklerine ise yafta; genelde "Kader" olmakla beraber; bazen de "Şansızlık" denir !!! Oysa ki heyhat ! insan; kendi tarihini ( kaderini/şansını ) kendi yazmakta, kendi yaratmakta !

Güç'e başvuran biri kesinlikle mutsuz bir bireydir.
Mutsuzluğa çareler aramak yerine, mazeretler aramak daha kolaydır. Öyle ya; onu suçlasın, bunu suçlasın; nasıl olsa kendi mükemmeldir ! Ve tüm bu öfke ve nefret ile büyütülen olumsuz düşünceler; başkasının felaketine dönüşür. Hele bir de fiziki üstünlüğü ve karşı tarafın zayıflığı söz konusu ise; onu alt etme duygusu, bireyi sarar sarmalar; bilinçaltına adeta kazınır. Ve istese de istemese de; onu ve davranışlarını idare etmeye başlar !

Kadına yönelik şiddette; aramızdaki çoğu kadının erkeklerle yarışır düzeyde olduklarını da eklemek isterim. Zira şiddetten kastolunanın fiziksel güç dışındada türevleri olduğuna inanıyorum.
Dolayısı ile Kadına Yönelik Şiddet; sadece erkekler üzerinden yürüyen bir zulüm değil, TOPLUMSAL BİR SORUNDUR !!!

Kadın; hem potansiyel katil ve canavar ruhlu erkekleri yetiştirenlerin çoğu zaman ta kendileri olmakla; hem de  kıskançlık ve yetersizlik duygusu taşıyıp; hayatla ve kendi ile sorunları olmakla ve bu sorunların sebebini başka kadınlara atmakla Kadına Yönelik Şiddet'te güçlü bir baş aktör olabiliyorlar kimi zaman !

Osho'nun bir sözü vardır : "komşunun çimenleri her zaman daha yeşildir" der. Doğrudur !

Kadınlar arasındaki kıyasıya rekabet, kendi ile barışık olmayan ve kendini sevmeyen her kadında; bir diğeri için; içinde büyüttüğü kıskançlık vesilesi ile binbir hileli yola başvurmakla ve  kendisi için risk olarak gördüğü hemcinslerini rakibi olarak mimlemekle ve ona göre tavır takınmakla da ortaya çıkar!

Demem o ki; öyle ya da böyle kadına yönelik şiddet, hemcinslerinden de gelebilir.
Bir kadın tarafından taktiksel ve planlayarak zarara uğramış kadınlar bilir ki; Kadına Yönelik Şiddet'te cinsiyet aranmaz; evet !  Ancak taktik ve planın; göz morartmak, kafa kol kırmak, özgürlüğünden mahrum etmek, tecavüz etmek, bıçaklayıp öldürmek türünden sonuçlar doğurmaması noktasında erkeklerden aldığımız zararlar kadar canımızı yakmadığı da aşikardır !!!

Kadına yönelik şiddette Erkek cinsi; özellikle bizimki gibi bir toplumda kadına yönelik şiddete başvurmada geçerli olacak bir neden bulmakta neredeyse hiç zorlanmaz.
Çünkü onun kötü hissetmesine sebep olan çoğunlukla bir kadındır !
Bu her şeye sebep olan kadın karşısında mağdurdur ve kadına gününü göstermelidir !
Çünkü...
Kadın; onu sevmemiştir, istememiştir veya ondan daha iyi kazanıyordur, daha kariyerlidir.
Kadın; çok çekicidir ve onunla ilgilenmez !
Kadınla evlenmiştir ama kapılar ardında tutup, elinden kaçıp gitmesini engelliyordur. Sanır ki, tüm dünya kendi karısının peşinde ! Küçük düşünür, basit düşünür...
Kadın; güvenip arkadaşım demiştir; o ise bastırılmış cinselliği ile öyle bir kadının sadece arkadaşlığını sunması ile aşağılandığını düşünmüştür !
Kadın; mini etek giymiştir; buna rağmen onu istememiştir !
Kadın; eteğini ve saçını savurmuştur; bunu davet saymıştır;... pekiyi nasıl olur da onu istememiştir !
Kadın; gülümsemiştir, dostça/insanca yaklaşmıştır; o ise bunu kendine yontmuştur!
Kadın; saat 12'de sokağa çıkmıştır; bunu (tecavüzü, ölümü) hakkediyordur !
Kadın; başka erkeği tercih etmiştir; bunu (tecavüzü, ölümü ) hakkediyordur !
Kadın; husumetli olduğunun karısıdır, kızıdır; bunu (tecavüzü, ölümü ) hakkediyordur !
Kadın; karısından güzeldir; kadın iş yerinde ondan daha güzel projelere imza atıyordur;
Kadın; daha çok kazanıyordur
Kadının arabası vardır, onun yoktur (bunu bizzat kendi kulağımla duyduğum için örnekledim !!! )
Kadın dönüp ona bakmamıştır, kendini ne sanıyordur!
Kadın yanında çalışanıdır, maaşını ödüyordur; aynı zamanda her şeyiyle malı olduğunu düşünür !
Kadın; sadece kadındır ve bu yüzden bile suçludur !
Kadın; bir sürü güzel şeydir; o ise değildir !
Saysak erkek nedenlerinin sonunu getiremeyiz ne yazık ki!

Kas gücünün farkında olan; hele hele bunu daha önce deneyimlemiş sorunlu bir erkek için; gücünü ortaya koymak afrodizyak etkisi yaratır. Bu onda; Serotonini ve Endorfini destekleyerek; geçici de olsa mutlu olma duygusunu hakim kılar.
O nedenle gücüne güç katmak için daima bulunduğu yeri korumak içgüdüsü ile bunu alışkanlığı yapar !.
Çünkü karşısında yenilmiş, yerlere düşmüş ve zavallı görünen birini görmek; ruhunun ezilmiş benliğini yüceltip; ona üstünlük hissi tattırmıştır !
Çünkü ona bu öğretilmiştir; O KADINLARDAN ÜSTÜNDÜR !!!

Bunun böyle olduğunu gösteren binlerce örnek var :
Kadını öldürene sorulduğunda "pişman değilim" diyeninden tutunda; kameralara sırıtanı; hala tehditler savuranına kadar mevcuttur !!!
Bir diğer yaygın bir örnekle : Eşini, sevgilisini ya da kızını ve hatta annesini bir kere döven bir erkek; daima döver. Bir kere kalkan o elin, asla inmemesi de bu alışkanlık ve bu üstünlük öğretisindendir !

İnsan olmaktan çıkmış, böylesi bir erkek; hayatı boyunca herkese ve her şeye karşı yenilip; yenilgiyi kabul etmeyişi ve kapıldığı öfke sebebi ile içindeki hayvanı büyüttüğünün belki de farkında olmadan zamanlar geçirir. Ve bu "sözde" kazanmışlığını; kendisine denk güçte olan bir erkeğe değil, bir kadına karşı olduğunun bilincinde olmadan yine de şahane hissederek kutlar !

Tam bu esnada o erkeğe sormak isterdim :
"Hayatında hiç senden daha güçlü,
daha kuvvetli biri tarafından işkence seviyesinde darp edildin mi?
Yahut öldürülmek istendin mi ?
O an her şeyin bittiğini, oracıkta öldürüleceğini düşünüp kendine acıdığın,
korktuğun oldu mu hiç ?
Pekiyi sen, peşindeki düşmanın (eşinin, abinin, kardeşinin, babanın, sevgilinin ya da hiç tanımadığın birinin) seni öldürmeye yemin ettiğini bilerek, sokağa çıkamayıp, çıktığında da ürkek adımlarla acele ederek evine koştun mu hiç?"

Şimdilerde hakkı yenmiş erkekleri korumak ve haklarını savunmak amaçlı olduğu iddia edilen Maskulizm grupları türedi !!! Ne kadar zevzekçe bir şey bu ! Aklımızla; bizle alay etmenin ötesinde ukalaca ve Kadına Yönelik Şiddet'i desteklercesine söylemleri ile çok tehlikeli gruplar bunlar !!!

Evet, yasalar karşısında, boşandığı eşinden kaynaklı mağdur duruma düşen erkekler var. Bu doğru ! ve bu şekilde mağduriyet yaşayan erkek dostlarım da var. Ancak, bu kanuni, hukuksal bir mesele ! Bunun böyle olması, erkek cinsinin başlı başına mağduriyetine denk düşmez !

Ancak kadın haklarını arayan Feminizm Olgusu gibi dayak yiyen,
işkencelere maruz bırakılan,
tacize tecavüze uğrayan,
kapalı kapılar arkasında yaşamaya mahkum edilerek erkeğin kölesi haline getirilen,
giydiği kıyafetini topluma göre ve ortama göre seçmek zorunda olan
ve hatta bunun için baskı ve yasaklarla savaşan;
bekaret kontrolüne götürülen;
bakire değilse öldürülen,
töre cinayetleri ile katledilen;
gece bilmem saat kaçta dışarı çıkmaya korkan;
bir şekilde karanlığa kalıp evine dönerken sürekli arkasına bakan,
yaklaşan erkeklerden dolayı kaldırım değiştiren;
dışardaki olası tehlikeler sebebi ile yakınları tarafından evine kadar bırakılan ya da bindiği otobüs/minibüs her ne ise, yaklaştığı zamanda durakta eşi, babası ya da abisi, kardeşi tarafından beklenilen;
bindiği taksinin plakasını yakınına bildiren;
aynı işte çalışıp, kadından daha az ücret alan kaç erkek var allah aşkına !???

Maskulizm'in peşine takılan zihniyet, kanımca ahmaktır!
İşte tüm bu tecavüzcüler, tüm bu tacizciler ve tüm bu dayakçı, katil ruhlular; bu gereksiz grupları kuranlar ve onlara destek veren erkeklerden oluşmaktadır !!!
Onlar aynı zamanda, sokakta yere tüküren, trafikte kadını sıkıştıran, kediye köpeğe tekme atan; toplumda bağıra bağıra konuşan; topluma ters ve tehdit, nobran ve nadan kişiliklerdir ! Çok ama çok tehlikelilerdir !!!

Oysa ki Feminizm, kadına kadın olmadan önce insan olması kaynaklı değer yüklenmesi için adalet arayan; başta fiziksel, sonrasında ise uğradığı diğer haksızlıklara işaret ederek; toplumda ikinci sınıf birey olmaktan; yitip gitmekten; değersiz ve önemsiz görülmekten kurtulmaya ve bunun savaşını YALNIZCA SORUNLU ERKEĞE KARŞI VE ERK ZİHNİYETE KARŞI vermeye çalışmaktan başka bir şey değildir !!

Şiddet ne taraftan gelirse gelsin; bir insanın vücutsal ve ruhsal bütünlüğü tehdit ediliyorsa; orada büyük bir suç işleniyordur ve yasalar en büyük cezayı verecek şekilde yeniden düzenlenmelidir !

Ne giyilen mini eteğin, ne küçük yaştaki kızın "iddia olunan" rızası, ne de kadının meslek olarak Fahişelik yapması veyahut bireyin bir Transeksüel olması; bu cezadan kurtulmasına ASLA AMA ASLA mazeret olup, neden sayılmamalıdır !!!! Önce İnsan ve Yaşam Hakkı !!!

Ah vah edip; "batsın bu dünya", "yansın bu dünya" diyeceğimize; yasalar caydırıcı ve mazlumun, mağdurun tarafında duracak şekilde yeniden düzenlenmeli ve erkek çocuklarına, kızlardan tek farklarının fiziksel olduğunu; bu farklılığın da silah değil; sevgi için var olduğu öğretilmelidir !

ÇÜNKÜ BİZİ ANCAK VE ANCAK; VE SADECE BİRBİRİMİZİ SEVMEK KURTARACAK !!!









VOLUME II - ) KADINA YÖNELİK ŞİDDETTE "DİN FAKTÖRÜ"

Erkekler siyasetin (paranın) yön vericileri oldukları sürece; kadına oyalanmaları için Günler ( 25 Kasım, 5 Aralık, 8 Mart ) tahsis etmeleri  ve bu günler sayesinde de kadına yönelik şiddetin ve adaletsizliğin son bulacağını öne sürmeleri yahut konuya dikkat çekebileceklerini düşünmeleri; zannımca büyük bir yanılsama ve hatta iki yüzlülüktür ! Çünkü biz kadınların; bu türden günler yerine, bu günlere gerek duymadığı zamanlara ihtiyacı var !!! Tıpkı erkeklerin olmadığı gibi !

Kadına yönelik şiddetin ve haksızlıkların; başta İslamiyet olmak üzere, diğer tüm dinlerde (bizdeki ile kıyaslandığında aradaki fark uçurum); gelenek-görenek ve tabularla çeşitlenerek; yüzyıllar boyu kemikleşip; değişmez, sarsılmaz bir güçte büyüdüğünü ve bu sebeple her gün bir ya da birden çok kadın cinayeti işlendiğini biliyor, görüyoruz !!!

Ve ne tesadüftür ki; kadına yönelik şiddetin ve haksızlığın yaygın olarak uygulandığı ülkelerde egemen din İslamiyet ! Ve bu bence tesadüften öte; üzerinde düşünülmesine dahi gerek duyulma-ması gerekilen, ciddi ve açık bir NEDEN'dir !

Şimdi tutup "hayır, İslamiyet yahut diğer dinler kadına tam bağımsızlık ve özgürlük, eşitlik tanıyor" diye itiraz edeniniz var ise (ki mutlaka olacaktır !); lütfen tüm kitapların ilgili ayet ve sureleri ile beraber sunsun; aksi takdirde sonsuza dek sussun ! Zira; "hayır gerçek islam bu değil", "hayır, ayet onu demek istemiyor bunu demek istiyor, kadını yüceltiyor" tarzındaki iddialar; vicdan sınırlarından öteye gitmeyen; Kitap'tan bağımsız olarak,  o sözü söyleyenin şahsi dilek ve temennilerden başka bir şey değildir !

Öyle olmasa idi; Türkiye, Ortadoğu ve İslamiyet'in hakim olduğu ülkelerdeki kadınların durumu bugün içler acısı bir seviyede olmazdı !

Pekiyi, o zaman diyelim ki gerçek islam gerçekten bu değil. O vakit gerçek islam nedir ?
İddia olunan değerler, kadına hangi ayetler vasıtası ile sunulmaktadır ?
NET VE AÇIK BİR ŞEKİLDE hangi kitap, hangi gönderilmiş mesajı ile kadına; erkekten bağımsız olarak, birey olarak, insan olarak değer vermektedir ?
"Sen yanlış anlıyorsun, öyle demiyor böyle diyor" diyenlere özellikle sormak istiyorum:
Erkek dili ile anlatım yapan Kuran; erkekler için cümleler kuran Kutsal Kitap; neden mesajlarını üstü kapalı vermek zorunda ????? neden ???
Her şeye, her mucizeye muktedir bu yüce güç; yani Allah/Tanrı; mesajlarını herkes tarafından açık seçik ve tek manaya gelecek; aynı şeyin anlaşılacağı açıklıkta ve netlikte gönderememiş mi ?!!!!???
Gücü her şeye yetmiş de, buna yetmemiş mi ??!!
Sorular böyle uzar gider....

Kitabi dinler öncesi için konuşmak gerekirse; egemen olan Pagan ve Şaman inançlarında kadına doğurganlıklarından dolayı yüklenen değerin ortadan kalkması ve dinin hakimiyeti açısından gerekli olan ne var ise dinlerle beraber getirilmiş oldu.

Paganizm ve Şamanizm müthiş ilerici ve yüksek inançlardı ki; kadına, kadınlığını teslim etmiş, kadının yaşamın kaynağı olduğuna inanmış ve büyük değer vermişlerdi !

Kitabi dinler vesilesi ile kadına verilmiş bu değerlerin ortadan kaldırılması gerektiğinden; başta Kuran olmak üzere, yer yer de diğer kitaplarda kadını erkeğe kul gibi gösteren bildiriler hakim oldu.
Zaten bu sebeple, tüm kitaplar bir erkek ağzı ile genelde erkeğe hitaben yazılmıştır ! Kadına yazılan kısmında ise, erkeğe itaat edilmesi gerektiği tarzında telkinde bulunulmuş ve kadın bunda zorunlu kılınmıştır !

Ayrıca Paganizm ve Şamanizm'in dışındaki topluluklar (putperestler) için de önemli bir şey eklemem gerekiyor :  İslamiyetin gönderildiği Kureyş kabilesi için söylenen yalanların başında "İslamiyet olmasa idi Putperest Araplar hala kızlarını gömüyordu" denir. Ben; izin verirseniz, bu yalanı da diğer tüm yalanların yanına koyarak ayıplamakla yetineceğim !
Zira hayvan dahi yavrusunu sahiplenir, korur iken; insan doğasına aykırı bu halin yaygın olması İM-KAN-SIZDIR, insan olmaya aykırıdır ! Özetle koskoca bir yalandır ! Buyurun araştırın ! İddia olunan gömülme sebeplerine bakmanız yeterli olacaktır kanımca !!!

Yaşadığımız ve benzer kültürel coğrafyalar üzerinden devam etmem gerekirse; Kadının uğradığı şiddet ve değersizlik bakımından; dünya üzerinde (ilkel toplumlar dahil); kadına; biz ve bizimle aynı özelliklere sahip ülkeler kadar zulmedenler bulunmamakta : Türkiye ile beraber İran, Irak, Suriye, Afganistan, Pakistan, Hindistan, Arabistan, Yemen; Sudan, Fas, Cezayir, Lübnan, Ürdün, Katar, Umman ve benzeri özellikteki ülkeler bu listeye dahil ! 

Kadının birey olarak kabul görmemesi ve erkekle aynı haklara (aynı işi yapıp, aynı ücreti alamaması gibi) sahip olmaması; başta islamiyetin egemen olduğu; ancak 8 Mart'ın BM tarafından Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak tanınmasına vesile olan elim bir olayın yaşandığı Hristiyanlığın hakim olduğu benzer ülkelerde bile durum vahimdi  ! Ancak, onların dinden ziyade sanayileşmeye, eğitime önem vermelerinden ötürü; biz ve bizimkine benzeyen tüm gerici ülkelerden farklı olarak "Kadın"; günümüzde sahip olması gereken değere oldukça yaklaşmış durumdadır !

Ülkemizde din; siyasi bir enstrüman olduğu sürece (ki din=siyasetdir =paradır), Türk İslam geleneği; ilerici bir anlayış katılmadan, kör bir tutumla sürdürülüyor. Ve Kadın haklarını da Hak getiriyor !

Dini normlarla yaşamayan ( namaz kılmayan, oruç tutmayan, dini herhangi bir değere bağlı olmayan ve yaşantısını o tarzda şekillendirmeyen); ancak islamiyetle yönetilen ya da islamiyetin egemen olduğu topraklarda yaşamanın kültürel bir getirisi olmasından ötürü; ne yazık ki "erkek refleksi" farklılık göster-me-mektedir !
İster köylü olsun, ister kentli; ister eğitimli olsun, ister eğitimsiz; ister yaşlı olsun, ister genç; fark etmiyor ! Erkek yine bildik/bilindik erkek buralarda !

Evet; ben araştırmacı yahut sosyal bilimci değilim; ancak böylesi bir toplumda Kadın olarak varlık göstermeye çalışan bir bireyim ve bir anlamda Nasreddin Hoca misali, "damdan düşen" biri olarak "Belirleyici" ya da "Tarif Etmeyi Hak Etmiş" biriyim !
Üstelik kadınlar hakkında bir kadının yazması kadar da doğal bir şeyin olmadığını düşünüyorum.

Konuya dönecek olursak; toplum ve toplumun ruhu erkek olup; yazılı olmayan kurallarla kadına; kendi şahsına ait olan din kaynaklı sorumluluklar yüklemiştir. Namus, şeref, onur gibi !
Ve her nedense, bu sınır; başkasının namus, şeref ve onuruna saldırmaya engel tanımamakta.
Bu da; bu bitmez haksızlıklara kafa yoran bizler için bu türden yazılar yazmamızın ve tartışma platformlarının sonunun asla gelmeyecek olduğunun bir göstergesi gibi duruyor.
Zira; ahlak yerine dine sarılmak erkeklerin ve kadın kimliğine sahip çıkamayan, ezilmiş; kişiliği gelişmemiş birçok kadının(!) işine gelmektedir ! Çünkü din; erkeğe; kadını malı ve hakkı olduğunu söyleyip durmaktadır. Ona çanak tutan kişiliksiz kadın ise; tek başına bir hiç olduğunu ve hayatını erkeksiz sürdüremeyeceğini / yaşayamayacağına inanmaktadır. Gerçi bu çeşit bir kadının aile ve çevre koşullarına bakarsak; dindar  ve baskıcı bir ailede büyütüldüğüne rastlarız ! Dediğim gibi, uğramış olduğu bu sonuç asla ama asla tesadüf değildir ! 

Ve Kuran'ı alıp ellerine bir kez dahi okumasalar da, toplum normlarına yüzyılllar önce ayar verilmiş; iliklerine kadar; erkeğe müthiş bir üstünlük tanımlanmış ve bu üstünlük adeta tepsi içinde sunulmuştur ! 

İslamiyetin kadına değer verdiği ve kitapta bunu vurgulayan tek bir ayeti dahi yoktur !
Öyle bir ayet olduğunu bilen varsa ve benim okumalarımdan gözden kaçırdığım bir detay var ise, ÇOK RİCA EDİYORUM buyursun yazsın, hep beraber öğrenelim ! Ayet ayet açıklasın !
Kuran'ın hiçbir ayetinde yahut hiçbir suresinde kadını koruyan, yücelten bir salık verme yoktur. " ey Müslümanlar, kadınlara eziyet etmeyin, onları koruyun; şayet onlara zulüm ederseniz cehennemde yanarsınız" tarzı bir ayet yahut sure bulunmamaktadır !!!!! Aksini ispat edecek var ise hodri meydan !

Kuran'ı okuyanların da malumu olduğu gibi; bir insanın hem Müslüman hem de Laik olmasına izin vermeyen ayetler görmezden gelinerek oluşturulan Medeni Kanun aleyhine oluşturulmaya çalışılan yeni yetkilerin nedeni de kadın vasıtası ile toplumu arzu edilen o Kör noktada tutmada arzusu ! İmamlara yetki verecek kanunun, çocuk yaştaki kız çocuklarının evlenmesinin önünü açacak olması bence yeni yeni intiharlar, yeni kadın cinayetleri demek oluyor !!! Çok ama çok üzgünüm bu sebepten !

Kadını aşağılayan ve değersizleştiren islam ayetlerini aşağıya özetledim; madde madde yazmaya çalıştım. TAMAMI OLMASA DA; bazı örnekler ile aşağıdaki gibidir :
  • Kadınları dövün diyen Nisa 34 
  • Erkeklerin kadınlardan bir derece üstün olduğunu söyleyen Bakara 228
  • İki kadının şahitliğinin ancak bir erkeğe denk düşebileceğini söyleyen Bakara 282
  • Kadınların savaş ganimeti (yani mal) olduğunu söyleyen Ahzab 50
  • Kadınların erkeklerin tarlası olduğunu söyleyen Bakara 223
  • Evlatlıklarını dahi nikahlarına alabileceklerini; Kadın kölelere nikah dahi yapmadan yataklarına alabileceklerini ve çok eşliliği erkeğe helal kılan Nisa 3
  • Erkek için çok eşliliğin yolunu açan diğer bir ayet Nisa 129
  • Miras konusunda kadına haksızlık yapan Nisa 11, 12 ve 176
  • Ve yine köle kadınların cinsellik için nikahsız kullanılabileceğini söyleyen Müminun 5 ve 6 / Mearic 29, 30
  • Kadınların nimet gibi gösterildiği Ali İmran 14
  • Ve yukarıdaki hiçbir ayet ya da bambaşka bir diğer ayet kadına aynı hakları tanımıyor !!
Demem o ki : erkeklerimizin böyle olması ve kadının bu duruma sesini yeterince yükseltememesi; erk ve dindar toplumun öğretisi ile; kadın üzerinde gelenekselleştirilmiş ve ezberletilmiş bir NORMALDİR !
"Eksik Etek", "Saçı Uzun Aklı Kısa" tarzı yakıştırmalar da bundandır !
"O saatte sokakta işi neymiş", "Kadın Dediğin" türünden cümleler de bundandır !

Bunların dışında hareket eden, EDEBİLEN kişiler sadece ve sadece yüreklerindeki dine; yani vicdanlarına sarılarak; kadınlara, birey yahut insan gözü ile bakıp o niteliği ile değer verenlerden ibarettir ve azınlıktadır !

Tavır ve tutumlarının lütuf sayılmaması gerekilen bu güzel Adam'lara dönerek demek isterim ki; "Ne iyi etmektesiniz, ne güzelsiniz öyle !"

Ben sadece ve kendimce; yüreğinde vicdan taşıyan bütün erkeklere ve kişiliğini, kimliğini sahiplenen bütün onurlu hemcinslerime; bir gün her şeyin insanca olacağına dair taşıdığım sonsuz umudumdan çokça gönderiyorum.
















01/11/17

Koca Yürek - Osman Abi

Ona 23-28 Ekim 2018'deki bir gezide rastladım. 
Öyle temiz, öyle saf ve bozulmamıştı ki; yakınlarında olmamak elimde olamadı.
Hayatım boyunca seveceğim güzel birine rastladığıma inanıyorum.
O, artık benim hiç sahip olmadığım canım abim 💓











 









25/10/17

Bir Gün Mutlaka Döneceğim



Tarifi dile zor; yüreğe heyecan ve coşku iken;
Hesapsız, düşünmeden, öyle aniden yürekten kopan cümleler en çok yakışandır.
Bu sebepten demek isterim ki;
Ey minik yüreğim;
Ey tepsi ile sunulmadıkça geride duran benliğim;
Gel gidelim desem, en naçar halinle dikilirsin karşıma bilirim !
Ardım sıra gelmezsin de; menzili belli diyara tutulur kalırsın elin böğründe sebebim
Memleket orada, sen burada; bense bilmem hangi yitik zamanda
Varsın olsun, ne çıkar.
 
Hayyam'ın da dediği gibi :

"Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz 
İki başımız var, bir tek bedenimiz. 
Ne kadar dönersem döneyim çevrende: 
Er geç baş başa verecek değil miyiz?"


Ondan sebep bekle !

Bir gün mutlaka döneceğim !








04/05/17

Biz'e Yazık

Güneş doğmuş, sabah olmuş; 
Aldanma !

Meğer hiç umut yokmuş !
Çalar diye beklediğin kapıdan
Döner diye gözlediğin yoldan
Sever belki diye özlediğin yardan
Meğer hiç umut yokmuş !

Bilirim bir gün O da anlar,
Biz'e yazık olmuş...

17/04/17

Daha Ne Kadar

Ey Gülmeyen Kaderim
Ey Gelmeyen Yarim
Bilmem Ben Size Ne Ettim

Sevmek ise; En Çok Ben Sevdim
İhanete Bile Gülümsedim
Acıya; Bu Da Geçer Dedim

Ey Olmazı Olur Ettirenim
Ey Can Çıkmadan Umut Bitmez Diyenim
Söyle Daha Ne Kadar Bekleyeyim




29/03/17

Gecenin Şiirleri



Şiir için uykularından çalan şair Nikola Vaptsarov'a saygı ile...


I
Sanki kaç kere gözgöze geldik ki seninle
Sayısız kere yan yana geldiğimiz halde
Çok şey yaşamışız gibi çekip gitme

Oysa seni bileli yetimdir  yüreğim
Hatırımda ellerinle hiç sevilmemişliğim
Her şey yeni başlıyor gitme

Çok az kaldı aşka bekle
Bak ellerim duada, beraber uyanalım diye sabaha
Beraber uyanalım diye sabaha


II
Simdi sanıyorsun ki sen, mutlu biriyim
Rastlamadın ki hüznüme

Sanıyorsun ki sen;  vurdum duymaz yüreğim
Yanımda mıydın sanki gecelerce uykusuzken

Hatta sanıyorsun ki sen, yüzüm güler, sensizliğe rağmen
Gel de anlatsın sana ellerimle sinemi delen bu ben

Sanıyorsun ki sen, sevmek nedir bilmem ben
Çünkü hiç görmedin beni, yolunu gözlerken


III
Ben şiir doğurayım, sen bir ayrılık büyüt
Ben seni seveyim, sen bu yüreği unut
Devir senin devrin, bıraktım daim olsun

Vazgeçtim yalan dünden, sahtekar düşten
Yanılsama hali bu, biliyorum gerçekten


IV
Yürüdüm sana gelen yollardan
Mevsim daha çok kış...
Bir soranım da olmamış
Gözlerimde gözlerin ! Simsiyah ! gece gibi...
Ört üstümü kendinle; üşüyorum ey sevgili
Uyanmasız tatlı bir rüya gibi


V
Olsan ne çıkar, olmasan ne
Çoktan erdim sana; bilemezsin sen
Hem kime ne
Hem sana ne
Benim derdim kendimle !

VI
Git şimdi !
Bekle, umut et, yol gözle !
İnan ! Yalan değil ki illa her şey ve herkes !
Hayal kur; peşinden git
Ara, Bul; Nefret et, sonra affet !
Kazan... Kaybet...
Kaybetmeyi daha çok sev; o seni sen yapar !
Sımsıkı sarıl; ama özgür de bırak !
Önce Ağla sonra gülümse
Vazgeçme,  Vazgeçeme !
Korkma, kimsenin umurunda değil
Düş, sonra yine düş; ne olur ki ?!
Kalk ve Aşık Ol, Çok aşık ol
Ama sev, derinden sev...
Güven !
Sonra zannetme, emin ol..
Gez, dünyayı gez.
En çok da kendine yolculuk et.
Kim bilir, belki karşına çıkarım bir yerde
....
Hayat işte !




















22/02/17

Kaynak

ne varsa benden
ne varsa senden
sorma neden
tohum da kaynak da, 
her bir sebep 
hepsi hep bizden...


17/02/17

Socrates




2416 yıl önce ölüme yollanan büyük insanın değerli anısına
----------------------------
UMUT YÜKLÜ ÖZGÜRLÜK ŞARKILARI TESELLİ ETMİYOR
KÖTÜLER VARKEN, O MUTLU YARIN HİÇ GELMİYOR !

AMA BİLSİN Kİ O HAKİM; DÜNYA KİMSENİN KALMIYOR !
ÖLÜM EMRİ VERSEN DE; İNKAR ETTİĞİN DOĞRU DEĞİŞMİYOR ! 


17/01/17

HAYVANLAR İNSANLARDAN ÜSTÜNDÜR ! - UZUN KUYRUK CANIM


Güzel gözlü bu kedicik yok artık !
O mahallemizin Uzun Kuyruk'uydu. Çocukların neşesi, büyüklerin sevgi odağıydı.
Dün hayatını bizlerden biri yüzünden kaybetti !
Artık bahçelerde, sokaklarda koşup oynayamayacak !
O güzel gözleri ile melül melül ve biraz da şaşkın bir ifade ve minnetle yüzüme bakamayacak.

Uzun Kuyruk'tan kaynaklı demek istediklerim var benim.
İçimde uzun zamandır büyüttüğüm. Artık kalbime, ciğerime sığmayan türden şeyler.
Kısaca; Hayvanlar;...
BildiğiNiz, bildiğiMiz tüm hayvanlar;
hepsi ama hepsi biz insanlardan çok çok daha üstün varlıklardır !!!

Tüm ihtiyaçlarını idame dogması ile ve tüm yaşamını bireysel ya da toplumsal insiyatifi ile kendisine verilen ve hayvanlardan ayıran en önemli fark olan "Zeka" ile kolayca çözebilen ve bunu deneme yanılma yöntemlerini kullanarak "Akıl" ile daha da kolaylaştıran, süreklilik katan; çareler üretebilen bizler, medeniyeti; ateşi bularak, tekerleği keşfederek başlatsak da; o kaynağı bir türlü kurumaz nefretimize, o önü alınmaz, zapt edilmez kinimize, karnı doymaz hallerimizi besleyen hırsımıza, o en en birinci olma, o en en tepede olma isteğimizle kıskançlık ve egomuza hizmet edecek her türlü delici kesici ve hatta ateşli silahı da keşfetmeyi marifet saydık; ürettiğimiz bilmem kaç km, kaç mil menzilli silahlarla, "şu kadar alanı imha eder, şu kadar sahaya etki eder, şu kadar uzağa kadar güdümlenebilir " cümleleri ile başımızı göğe erdirdik !!!
O kadar ileri gittik ki, bir düğmeye basarak, küçük bir anahtar çevirerek bile binlerce, milyonlarca insanı öldürebilecek kimyasal silahlar geliştirdik !!!

Saldırmak, yok etmek, teslim almak, her türlü eziyeti yapmak için gözümüzü kırpmadan, asla ama asla acımadan nefes alan tüm canlılara doğrulttuk bu silahları !
Kendimizi en güçlü saydık, Kendimizi en güçlü SANDIK !
Güzel insanların güzel sözlerini unuttuk : "silah icat edildi, mertlik bozuldu !"; "kalem tutan el, silah tutan elden üstündür !"

Bazen daha da iğrençleşip, silahımız yok ise, bir tekmeyi, bir tokadı silah yaptık kendimize !
Ağzı var-Dili yok biçare hayvanlara; yere düşen birine, bir tekme de biz attık;... ittik, kaktık !!!
Kendimizden hiç ama hiç utanmadık !!!

Oysa hayvanlar öyle mi !?
Anlatılan ve şahit olunan olağanüstü ve münferit olan bazı olaylar dışında, hayvanların isteyerek, bilerek biriktirdikleri ne nefretleri, ne kinleri, ne hainlikleri, ne de hırsları ile egoları vardır !

İnsana özgü olan bu kölelikler hayvanlarda yok iken; onlar zaten yıllarca inzivada yaşayan, dergahlarda sabır çeken, ömrünü kendi ruhunu Nirvana'ya yükseltmeye, insanları ve dünyayı oldukları gibi kabul edecek kadar yüksek hoşgörü ve yüksek farkındalık sahibi olmaya adayan; olma-pişme-yanma sürecinde bir ömür tüketen insanların ulaşmaya çalıştıkları yerdeler !!!

Hiç'lik en üst mertebe ise, hayvanlar bu halleri ile tam da "hiç"ler işte !!!
Ve hepimizden üstünler !!!

Dün gece bizim baktığımız Üstün'lerden bir tanesi, atılan bir tekme sonucu dünyanın en güzel gözlerinden birini kaybetmekle ve o sebeple oluşan enfeksiyonun tüm bedenini sarması ile başlayan trajik bir sonla hayatını kaybetti ! Bahçede, sokakta baktığımız kedilerden biri, tüm masumluğu, tüm güzelliği ile göçüp gitti aramızdan ! Mutluluğumun bir parçası, bir sebebi olan bu değerli varlık yok artık !

Ona bunu yapan yaratığa sormak isterdim. Yerin mi dardı ? Dünya bu masum olduğu için mi sana yetmedi ?!!!

Söylenecek hiçbir söz, hiçbir hareket onu tekrar VAR edemez ! Yarat desem o pisliğe, bir kedi yaratabilir mi !??? O, o kanlı-kirli zihniyetiyle çamurdan dahi bir kedi yaratamaz !!!
Üzgünüm... hem de çok üzgünüm...
Tek tesellim, günlerdir onu yaşatmaya çalışırken; aldığı onca ilaç, her gün vurulduğu iğneler ve enfeksiyondan dolayı solunum yolu ve sindirim yolu sıkıntıları sebebi ile sadece sıvı ile ve gerektiğinde serumla  beslenmek zorunda olurken duyduğu tüm acıların, o inlemelerinin bir son bulduğudur !

Rahat uyu, o güzel gözlerin uzaklardan sevsin hepimizi; uzaktan sevelim birbirimizi...
Ben eminim, ben çok eminim ki bir gün mutlaka buluşacağız....
Şimdiden çok özledim seni...