09/02/12

ERKEK ALDATMASI


Bir erkek neden ihanet eder?
Bence bunun cevabını bulmak için Antropolojik ve onun alt dalları olan sosyolojik ya da psikolojik araştırmalara girişmek yersiz olur, tutup binlerce erkek üzerinde anket yapmaya da hiç gerek yoktur.
Hepimiz herşeyi biliyoruz !
Tek neden ona emek vermiş, herşeyden de önemlisi sevgisini vermiş eşini/sevgilisini gerçek anlamda sevmediğidir erkeğin. Bu bir sorun mu? elbette hayır ! Bir erkek karısını sevmiyorsa, neden sevmiyorsun diyemeyiz ! Herkes beraber olduğunu sonsuza dek sevecek diye bir kaide de yok ama beraberken SAYGI DUYMA ZORUNLULUĞU vardır ilişkilerde ve bu da o erkeğin karakter göstergesi olduğu gibi, aldığı terbiye ve onu insan yapan vicdanının da gerçek bir göstergesidir...
 Aldatacak kadar seviyorsan, yeterince sevmiyorsundur ki zaten; sadece sevdiğini sanıyorsundur. Saçmaladım gibi oldu ama aslında SEVMENİN ÖLÇÜSÜ OLMAMALI, olamaz da ! Ya seviyorsundur ya da sevmiyorsundur, bu kadar basit olmalı.. ve bu kadar net ! Ama belki de bunlardan da önemlisi gönüllü olmayı istemektir! Ve maalesef o kadının yemeyip içmeyip, kadınlık üstü bir gayretle, erkeğin kolayca her yöne kayabilen ilgisini her daim üzerinde tutabilmesi gerekmektedir ! (şaka gibi !)
Kadın iyi bir kadınsa, onun insanlığını seviyordur erkek, ihanet etse de ayrılmaz. Çocuklarına iyi bakıyorsa, iyi bir anne olduğu için seviyordur, yine ayrılmaz. Gömleklerini güzel ütülüyor, pantolonunda tek çizgiyle harikalar yaratabiliyor ve mutfak masrafından ziyade üstüne üstlük bir de para birikterebiliyorsa, iyi bir ev kadını olduğu için seviyordur erkek aldattığı kadınını ve ayrılmaz. Peki ama ya aşk, ya tutku ? onlar neredeler ? Onları tatmin etmek için evdeki kadın yerine yeni-farklı-mümkünse sarışın ve uzun bacaklı biri hedef alınır. Ve buna erkek doğası denir. Gülerim çok… Güzel birini arzulamak gerçek bir şeydir, kim güzel biri ile beraber olmak istemezki?! Ama durum bunun ötesinde bir şey, çok daha derinlerde! Çünkü güzeller asla bitmeyecektir ! Her güzelin ayrı bir tehlike olması, resmi yada gayrı resmi verilmiş tüm sözlerin erkekler tarafından tutulmamasına mı sebep olacak şimdi?! kimse mutlu bir beraberlik sahibi olamaz ki o zaman!
Başka bir sefere değinilmek üzere küçük bir parantez açmak istiyorum (Olgunlaşmamış ilişkilerde risk daha çoktur ne yazık ki! Birbirini henüz çok fazla tanımayan tarafların, doğru kişiyle olunulduğuna inanması için çok emek gereklidir kanımca ) çünkü herşey yenidir, herşey ataktır bu ilişkiye...
Evet bir şeylerin ömür boyu devam etmemesinin doğal olduğunu söyledim az önce ama keşke devam edebilse ve keşke taraflar bu uğurda ellerinden gelen her şeyi ardlarına koymasalar !
Tavuksuyuna Çorba diye bir kitap serisi vardır, bilirsiniz. Onlardan birini okumuştum, oradaki bir aldatma hikayesi aslında bütün söz kalabalığının özeti gibi geldi bana. Sabah işe giden kocasını uğurlayan kadın, kocasından önce kalkıp onun en sevdiği yağlı krepleri pişirir ancak saçlarına yağ kokusu sinmiştir. Kocası için koştururken kendini unutur ve dağınık-özensiz ve hatta pijamaları ile alelacele kocasını öper, zira çocuklar okula yetişecektir. Aslında çok da değil 1.30 dk. sonra karşı komşunun şık bir büroda çalışan şık karısının, parfümünü etrafa saça saça, ve şifon eteklerini savura savura yürümesi ile krep pişirmiş kadının kocasının, arabasının anahtarını komşu kadına bakarak, göz teması araması ile yere düşürmesi aynı dakikalara rastlar. Erkek adrenalinle dolmuş, o küçük beynindeki serotonin miktarı tavan yapmıştır, güne henüz! şimdi! şu dakika! harika başlamıştır. O sıra aklında ne karısının uykusuz kalarak pişirdiği krepin lezzeti ne de onu öperken burnuna gelen kızartma yağının kokusu kalmıştır … Tüm gün komşu kadının hayali, otobüs durağındaki kızıl saçlı kızın hayali ve önünden ofiste karısından güzel olmasa da beraber çalıştığı esmerin silüeti geçer durur, haa pardon bir de iş gereği telefonda konuştuğu çözüm ortağı firmanın sekreteri ile ilgili kafasındaki “acaba güzel midir” sorusu… Hayat bu eğer onlardan biri haysiyetsiz ise bu ikili çok kolaylıkla bir araya geledebilir... ve ihanet macerası bir sonrakine kadar tamamlanmış olur… Hiçbir aksiyon yoksa bile, iki ayrı ihanet arasında izlenen/bakılan uygunsuz neşriyatları ve cep telefonuna indirilmiş, acil bir kriz anında izlenen uygunsuz web sitelerini ise hiç saymıyorum!! Her şeyiyle aldatmaya odaklı bir erkek, parasız da olsa, çirkin de olsa bunu ne yapar eder hayata geçirir ve ne dayanılmaz erkek olduğunu kendine ispatlar, çünkü aslında, bu şekilde hayatta kalmaktadır, böyle beslenmektedir… Her ihanet, kendisinden daha onursuz, şeref ve haysiyetten yoksun biri ile daha çok cesaretlendirir erkeği…
Onun için üçüncü kişiyle kirlenmiş teninin hiçbir önemi yoktur, aslolan heyecandır, çünkü bir kere gelmiştir dünyaya !!! Ve bu durum artık uyuşturucu gibi alışkanlık yapmıştır, bir kere başlamıştır ve “sözde” mutluluğu için buna devam eder; aldatır, kılı kıpırdamaz;… ihanet eder, hakkı olduğunu düşünür, çünkü çok çalışıyordur ailesi için;… yalan söyler, eşinin/sevgilisinin gözlerinin içine baka-baka ama tuhaftır, doğanın bir bahşıdır ki eş ve sevgili bunu bir şekilde hisseder, affeder !... Affetmekle bilmez ki, ikinci ihanet için eşine/sevgilisine izin vermiş, ona aslında ihanetiyle beraber hayatında hiçbir şeyin değişmeyeceğini göstermiştir ! Life is a paradise for him !!!
Kadınlarla erkekler arasındaki en önemli fark, başta kas gücü dahil herşeyi bir kenara bırakın: kadın biri ile gözgöze gelmeyi bile kocasına ihanet sayıp, bundan imtina eder, önüne gelen fırsatları elinin tersi ile iter; erkek ise fırsat yaratmak için büyük bir hevesle emek harcar, para harcar, KARISINI HARCAR... ve şu bir gerçek ki, kadın aldatırsa (bence her ne kadar haysiyetsiz olsalar da ) bu ancak duygusal bir aldatmadır ve kadın mutlaka boşanma yoluna gidecektir, erkeğinki her zaman cinsel aldatmadır ve kurulu düzenini bozacak cesareti olmadığı ve paylaşmak istemediği mal varlıkları ile, aslında karısını beraber aldattığı kadını ya da kadınları da sevmediğinden evliliğini ikiyüzlülükle sürdürme yoluna gidecek ve bundan asla ama asla rahatsız olmayacaktır…
Bu model bir erkek, bir gün gerçekten sevip tüm bu karmaşa ve onursuzluğu terk edebilir mi ? Bence hayır, kendimle çelişmek istemiyorum ama aldatan birçok erkeğin, dünyaya gelişleriyle beraber, kol gibi bacak gibi, iki göz, bir ağız gibi, ihanet güdüsü ile doğduklarına inanıyorum bazen. Keşke diyorum, kangrenli kolu kesip yerine imitasyon kol takılabildiği gibi onlarca bir mahsuru olmayan, ama “normal” yaşayan insanların değerlerine aykırı olan ihaneti de kesip alsalar ve yerine imitasyon duygular takabilseler… Sonsuz SADAKAT gibi !....

01 Ağustos 2010 Pazar, 13:04 tarihinde eklendi

Hiç yorum yok: