11/02/12

Şimdi'nin Değeri...

Son günlerde garip bir hal sardı beni. İçimden alıp valizimi uzaklara gidesim var. Zamanı olmayan yolculuklara çıkacak kadar özgürüm nasıl olsa? muhteşem!  Sanırım annem babam tutamaz beni :) Daha bağlaycı, bir nebze hükmedici bir bağım yok ne yazık ki! Böyle konuştuğumu feministler duymasın :)
Yine de bazen keşke bu kadar özgür olmasam diyorum.  Hep tez-canlı, çok hareketli oldum, hızlı düşünüp, hızlı karar verdim. Şu an bunları yazarken bile parmaklarımın hızına klavyenin algısı yetişemiyor. Ekranımda geriden takip eden harfler koşuyor peşimden... Hayatı da işte biraz böyle yaşıyorum sanırım. Yaşamaktan kastımın muhteviyatında iş-ev-iş hattının biraz dışındaki ayda birlik arkadaş toplantılarından fazla birşey beklemeyin! ama aklımla fikrimle, gelecek planlarımla; planlar uğruna bugünden yapılması gerekenler listemle tam bir yoğunluk ve koşturmaca içindeyim. Bilmem ki niye ?! Frenlere basıp soluklandığımda bakıyorum,  elde var sıfır !
Herşey bir yana aslında yitip giden zaman şu an, yarın yok, belki hiç olmayacak. Bugünden yarını düşünürken, "şimdi" elden gidiyor oysa, ne acı ! Şimdi'yi değerli kılan da olmayınca, hayaliyle oyalanmakla bitecek ömür.
Büyük İskender'in yaşamını bilenler bilir; annesinin ayakları altına dünyayı serme ve çok zengin olma aşkı ile savaşlar yapan, kanlar döken imparator, gencecik yaşında aç gözlülüğü ve hep "daha çok" uğruna daha fazla savaşmak ve öldürmek zorunda olduğundan ağır koşullara yenik düşüp çok hastalanmış ve Atina'ya varamadan, annesini son kez göremeden ölmüş. Ölmeden önce başkumandanına son arzusu, iki elinin tabutunun dışında açık olduğu şekilde mezara taşınması  olmuş. Herkes çok şaşırmış. "bu ne garip bir istek" demişler. Anlatacak takati olmayan İskender "Dünyadan boş ellerle gittiğimi göstermek istiyorum. Giderek daha büyüdüğümü, daha zenginleştiğimi zannediyordum. Fakat aslında yaşayamadıklarımdan dolayı sürekli yoksullaşıyordum. " 
Kısacası , bilmem kaç yüzbinlere ve bilmem kaç uzun yıllarca ödemek koşulu ile aldığınız eviniz, arabanız ve başka başka değerli olduğuna inandığınız mal ve mülk canın yongası ama; daha kıymetlisi ŞU AN, ŞİMDİ, ŞU DAKİKA'dır... Yitip giden ŞİMDİ'yi satın almak imkansız...
Yaşanılan anı nitelikli kılıp, zenginleştirmek ve katma değerlerle süslemek; bizi yeni doğmuşcasına o toy hallerimiz gibi heyecanlı ve mutlu kılar kanısındayım. Tecrübe ile sabittir ki, mutlu olduğumuz anlar hızla tükenir ve zaman nasıl geçer hiç anlamayız, bu da o anın ne kadar değerli oluşuyla ilişiklidir.
Zaman madem tükenen bir miktara sahip, kıymetli tükenişlerle dolduralım içini. Sonuçsuz koşturmacalar, gereksiz savaşları çıkaralım hayatlarımızdan. Daha sade, basit, daha hissederek, farkederek, katılarak yaşayalım... Daha çok okuyup, daha çok sevelim birbirimizi; ailemize, arkadaşlarımıza daha çok zaman ayıralım; daha az konuşup, daha çok dinleyelim; içtiğimiz suyun, yediğimiz ekmeğin kıymetini bilip sadece karnımızı doyurmadan ziyade saygı duyalım nimetlerimize; yüzümüzü güneşe olduğu kadar yağmura da çevirelim; daha çok gülümseyip, daha çok olumlu düşünelim; çatışmaya ramak kaldığımız kişinin de bir annenin biricik çocuğu olduğunu aklımızda tutalım... daha çok sevip, sevdiğimizi söylemekten çekinmeleyim. sakin huzurlu akan bir nehir olup, vadilerdeki çiçekleri sulayıp, can olalım, canan olalım...
Gelişip mutlu olmak adına aldığım yeni kararlara ŞİMDİ'NİN DEĞERİNİ BİLMEYİ en üste gelecek şekilde not aldım kendime.
Ne diyeyim , darısı başınıza:)...

21 Nisan 2011 Perşembe, 19:02 tarihinde eklendi

1 yorum:

Fatih dedi ki...

Şimdi nin değerini bilmek adına çok eskiden bir kitap okumuştum. Dale Carniage . Her akşam yatağa uzandığında tavanda BUGÜN yazan ve bu yazıyı anahtar söz kabul eden bir hikaye vardı orda... Malesef hayatlarımızda ya saplanıp kaldığımız dün ler yada bir türlü erişemediğimiz yarın lar var...