01/02/13

Geçmiş Geçmişte Kalmaz...


Hayat ağır bir yük gibi yaşanmamalı elbette. Keşke hergünümüz ayrı bir düğün olsa. Mutlu halaylar çekilse, dillerde uzun zılgıtlarla !

Yaşam yoluna verdiğimiz ömrümüzde, yapılması gereken ve kafamızdan geçen onlarca işe, bir de o güzelim hayallerimizi eklemek; halimizi,  işin içinden çıkılmaz bir hale dönüştürüyor çoğunlukla.
Ben kendimce attığım her adımda, gittiğim her yerde, okuduğum her kitapta ve rastladığım her fikirde sorgulanacak onlarca şey bulmak gibi bir yeteneğe sahibim (ya da soruna! :) ). Ve bunları geçmişte "gerçekten ne olduğu" ile değerlendirip, muhasebesini ve özellikle de sağlamasını yapma ihtiyacı içinde oluyorum ister istemez ! Çünkü ŞÜPHE benim diğer adım. Ve doğruyu bulmadaki çabam ise en yakın yoldaşım... Bu günümüzü meydana getiren, geçmişte yaptıklarımız ve yapa-ma-dıklarımızdır.... Zira geçmişin geleceği etkile-me-mesi mümkün değil!

Carpe Diem klişesine prim verenlerden olmadım hiç. Yanlış mıdır ? belki değildir! Ama ben onu destekleyen ve öyle yaşamak isteyenlerden çok çok farklı bakıyorum hayata. Ki belki de hep hüzünlü hissetmem, geçmişte olanlarla kurduğum bu sıkı-samimi bağdandır.

Geçmişi olmamış gibi sadece bugünü yaşayan, anını değerlendiren insanlar bana göre ortaya atılan ve sarılınması gereken doğru bir felsefe gibi duran "carpe diem"i  yani "anını yaşa"yı suistimale uğratıyorlar.  Zira "anını yaşa"dan kasıt esasen bambaşka bir şeydir, ki çoğu gerçekte bu sözün bir felsefe olduğunu ve ne anlama geldiğini henüz keşfetmemiştir !

Diğerlerini bilmem ama,  bana göre geçmiş yanlışları ile de, doğruları ile de çok çok değerlidir. Gençliğinizde yaptıklarınız ve yapmadıklarınızdır geleceğinizi ve şu anınızı etkileyen ! Ya da daha evrensel düşünürsek, (ki öyle yapmalıyız); tarihteki savaşlar, anlaşmalar, suikastler, katliamlar ve büyük acılardır şu anımızı şu an yapan !!!

Geçmişi ile yüzleşemeyenlerin, iki yüzlü hallerine hep acıyarak bakmışımdır. Benim de sütten çıkmış ak kaşık olmadığım kesin elbette ama o hatalı hallerimi (kime göre?), kasıtsız, basit ve sıradan bir insan olmama bağlayarak, bunu hata yapma hakkım olarak sayıyorum izninizle.

Kişilerden ziyade ülkelerin ve halklarının iki yüzlülüğü ise hepimizin malumu. Tıpkı Türkler'in (Türkiye'de yaşadığım için buradan örnek veriyorum zira  hatasına sahip çıkan ülkeler de var ) kendilerini her zaman mağdur ve katliama uğramış, ama kendilerinin asla ama asla hiçbir cana katliam amaçlı kıymadıklarını savunmaları gibi büyük bir iki yüzlülükleri var.

Özetle attığımız her adım, tarihimizle harmanlanmıştır. Bugün de gelecekte  tarih olacağından, ona yön verirken önceki tarihle üzerimizde taşıdığımız başta da bahsettiğim o yükleri; yani nefretimizi, ideallerimizin ne kadarının hayata geçmişliğini, beklentilerimizin boşa çıkmışlığını, ihanetleri, afları ve büyük hasretlerimizi de yükleniriz. Ya kurnaz olup, yalanla dolanla(akp gibi) iyi hesapçılıkla (buna politika diyorlar) ya da duygusal ve dürüst olup hayalcilikle (sosyalist tüm partiler gibi) davranırız.

Ya kendini "Baş" zannedip tüm çürümüşlüğümüzle kötü kokulu ayaklarızdır aslında, ya da "Ayaklar" oldum derken aslında dürüstlüğümüzle, insani duruş ve hakkaniyetli davranışlarımızla, kardeşliğimizle onurlu ve yiğitçe bir hayat süreriz yerlerde sürünsek  de!


ilk yazım : 22 Nisan 2012 Pazar - 06:34


Hiç yorum yok: