02/08/13

Zübeyde

Mardin'in bir köyünde doğmuş Zübeyde... "büyümüş" denemez, çünkü henüz 13'ündeyken isteyen ilk kısmetine, kendilerince iyi bir "başlık parasına" satılmış. Duyguları, çocuk dünyasına ait tertemiz hayalleri yokmuşcasına; bembeyaz masumiyetini, en temiz haliyle teslim etmişler babası yaşında, yabancı bir erkeğe !

İsmini ancak duyduğu o hiç bilmediği şehre İstanbul'a; yine hiç bilmediği, hatta yüzüne bakınca uzaklara kaçmak istediği; çatılmış kaşları ve üzeri simsiyah tüylerle kaplı nasırlı, hoyrat, kaba elli adamla gitmek üzere yola çıkmış çocuk yaşında, yüreğinde kocaman bir korku, gözlerinde ağır bir kederle...

Sözde büyük şehire gönderilen Zübeyde, kocasının kumar ve diğer tüm sorumsuzlukları ile açlığa ve sefilliğe mahkum olmuş. Doğru düzgün beslenemediği, hatta çoğu geceler aç yattığı için, vücudu amansız hastalığa tutulmuş. O kadar ki, içinde yiyecek bir şey olmadığından buzdolabının fişi çekilmiş, ama o "şükür"süz bir gün geçirmemiş !...

Baba evindeki o al al yanaklardan, parıldayan yıldızlı gözlerden eser kalmamış, gencecik yaşında nefes alan cenazelere dönmüş...

Gururluydu Zübeyde ! kimseden yardım da almazdı. Civardaki konfeksiyoncuların insafı ile, üretilen giysilerin kenar ipliklerini temizleme işini almıştı. Oradan gelen üç kuruşla ancak hayatta kalacak kadar yiyecek alabiliyordu. Kocası para edebilecek herşeyi sattığı gibi, çoğu zaman eve dahi gelmiyordu. Bunca sefalet, bunca açlık/perişanlık içinde kadınlık yapıp iki güzel çocuk doğurmuştu Zübeyde; en az kendi kadar güzel !!!

Ölüm anına kadar istanbul şehrinin banliyölerinde, rutubetli bir mezbelede çocukları için mücadele verdi !...

Hayatının son günü, yine sığındığı ve onu rahatlatan tek şeyi, namazını kılmış; doyuramadığı için iki çocuğunun büyüğü olan 8 yaşındaki Kiraz'ı köye babasının yanına gönderdiğinden; elinde fotoğrafı; hasretle kapamıştı gözlerini nem tutan, sünger yer yatağında.

Sonradan duyduk öğrendik ki Kiraz'da çoğu kız gibi annesinin kaderini yaşamış.
Küçücük yaşında O da verilmiş bir hayırsıza....



Hiç yorum yok: