09/02/12

Taksim Metro'sunda Bir Sabah...


Elleri ve yüzü tozdan veya yapışkan olduğunu düşündüğüm bir maddeden simsiyahtı, muhtemelen çok fazla emek ve beden gücü isteyen ağır bir iş yapıyordu. Üstü başı da en az elleri ve yüzü kadar bakımsız ve kirliydi. Herşeye rağmen eski montunun içinden Fenerbahçe'ye ait t-shirt'ü giymiş olması, onun da VIP localarında oturup bir yandan kendilerine servis yapılan bir yandan da tuttuğu takımı en rahat şekilde izleme imkanı bulan “paralılar?”  kadar  sosyal bir varlık olduğu gerçeğini ispatlıyordu. Parası hiç yoktu; yeteri kadar uyuyup dinlenecek zamanı da ! Tüm imkansızlıklara rağmen, gayet insani bir hevesi yüreğinde/beyninde barındırabiliyordu işte !
Yarı açık bir tamirhanede kaportacı olduğunu hayal ettim. Günün henüz başında ve sadece 15 dakika süren 4 Levent - Taksim metro hattında, hırıltılı nefes alış-verişlerle, bu kadar  derin  uyumak için kimbilir ne kadar yorulmuş ve  yine kimbilir, ne kadar az uykuyla güne başlamak zorunda olmalıydı ?!
 Herkes metro treninin vagonlarını son durakta boşaltırken, o üst bedeniyle hafifçe koridora doğru sarkmış, ağzı yarı açık, gözleri yumuşak bir şekilde kapanmış, açıldı açılacak bir şekilde hala uyuyordu.
Göz ucuyla seyrederken, kendime baktım bir de ! ve çok utandım !.. Üzüldüm…
Elbette hayatlarımızın hiçbiri bir diğerine tornadan çıkmışcasına benzeyemezdi ! Ben şartlarımla ilgili, az da olsa aklımdan geçirdiğim, gereksiz şikayetlerim adına kendimden utandım !  Ve hayatım boyunca kendimden utandığım, utandırmaktan korktuğum tek kişi olarak ben;.. kendimden;.. Şehriban'dan utandım!
Adeta görünmezdi !..., Benden başka kimsenin dikkatini çekmemiş olamazdı ! Neden peki herkes yürüyüp gidiyordu!?
Uyandırmak istedim….
Omuzuna hafifçe dokunduğum ve uyandığında gayri ihtiyari göz göze geleceğimiz ve beni yanlış anlayabileceği, hatta ben ona bu kadar üzülürken onun bir sapık olabileceği, ona yardımımı yanlış anlayabileceği, peşimi bırakmıyacağı senaryosunu bir anda yazdım (ben dayanılmaz çekici bir kadındım ya!).  Ve dokunmakdan vazgeçtim !
 Sonra bu kötü niyetli düşüncemden de utandım ! Uyandırmak için  geri döndüğümde çoktan uyanmış gözlerimin ta içine bakarak : "hakkımda neler düşündüğünü biliyorum" der gibiydi.. bakışlarımızdı konuşan: ben  de "umurumda değil ne düşündüğümü bildiğin", "öğretilmiş endişelerimin sebebi olmasan da, yeniler için bir potansiyeldin" dedim.
 Telaşla yürüyüp, geçip gitti yanımdan…
Dayanılmaz bir kadın olmadığımı anladım…
Güne muhteşem başladım...

20 Eylül 2010 Pazartesi, 21:26 tarihinde Şehriban eklendi

Hiç yorum yok: